Tagged: Dini Hikaye

Camii’nde görevli imamım Dini Hikayesi

Camii’nde görevli imamım Dini Hikayesi

Camii’nde görevli imamım Dini Hikayesi, Dini Hikaye Camii’nde görevli imamım, Camii’nde görevli imamım, İbretlik Camii’nde görevli imamım

Camii’nde görevli imamım Dini Hikayesi
Camii’nde görevli imamım Dini Hikayesi, Dini Hikaye Camii’nde görevli imamım, Camii’nde görevli imamım, İbretlik Camii’nde görevli imamım

Camii’nde görevli imamım. Sabah namazı için camiye açmaya gittim. Kapıda biri oturuyor, başı önde bekliyor. Korktum da, ama yine de vardım yanına. 30-35 yaşlarında. Üstü başı da pek güzel. Zaten çok lüks bir araba da görmüştüm az önce camii kapısında. ‘’Hayırdır kardeşim, namaza mı geldin?’’ dedim. İzin verirseniz ömrümdeki ilk sabah namazını kılacağım dedi.

Hem genç, hem ilk namaz, hem de aynı yaşlardayız diye onunla , sevindim tabii. Abdest aldın mı dedim. Almış, zaten üşümüş de. Odama aldım, ısıtıcıya da açtım ısınsın diye. Ama başı hep önde. Daha namaza var, istersen anlat dedim. Belli ki var bir derdin. Gece bir rüya görmüş. Sonra arabasına binip Bursa sokaklarında yollara düşmüş. Kaç saat dolaştım ama ferahlayamadım dedi. Rüyasında vefat eden babasını görmüş. Babası ona ’’Bu gidiş nereye böyle evlat’’ demiş. Biz burada senden dua bekliyoruz diye biraz sitem etmiş. Aç mısın dedim? Açım, ama namaz çıkışı kabul edersen ben ısmarlarım. Namazı kılsak, sonra kahvaltı edip sizin mahallede birkaç muhtaç ev dolaşsak? Yardım edeyim, elimden geleni vereyim dedi. Hem kahvaltı senden, hem de dert göreceğiz sabah erkenden dedim. Çok sevindim. Sabah sabah kısmet ayağıma gelmiş dedim. Bizim camii Mesken’de, evi de öyle uzak ki bize taaa Bademli’de. Sizden de konuştuk, dedi ki biliyorum duymuştum. İyi şeyler yapıyorlar, ama benim elimle yapmam lazım. İçim ferahlasın istiyorum. Namazda tam arkamda. Cemaat de şaşırdı tabii kim bu acaba? Namaz çıkışı karşı pastane de börek yedik. Hava da biraz daha aydınlansın diye bekledik. Bildiğim 7 aile vardı. Hepsini gezdik. Valla bayağı bir şeyler verdi hepsine. Verirken saymıyor bile. Basıyoruz zile, uykulu uykulu kapılar açılıyor, tabii ablalar beni tanıyor. Eminim şu an da bile hepsi bayram ediyor. Yaşını sordum 33 dedi, benden bir yaş küçük.

Sonra birer çay daha içtik. Ferahlamış, yüzü gülüyordu. Bana da bol bol dua ediyordu. Sağolsun. Anlaştık, her ayın ilk Cuma sabahı, namaz saati buluşacağız diye konuştuk. Ama dedim bir ben bir sen börek ısmarlayacak. Yoksa anlaşma olmayacak. Gülümsedi, tamam dedi. Bilmem, bir daha gelir mi? Ama bir defa da olsa yaptığı büyük bir iş değil miydi? Kimbilir vefat eden babasını nasıl da mutlu etmişti? Allah ondan razı olsun. Sayıları yüzleri bulsun…

İbretlik Hikaye, Dini Hikayeler

İbretlik Hikaye, Dini Hikayeler, İbret Alınıcak Konular, Dini Hikaye, İbret Alınıcak Hikayeler

İbretlik Hikaye, Dini Hikayeler
İbretlik Hikaye, Dini Hikayeler, İbret Alınıcak Konular, Dini Hikaye, İbret Alınıcak Hikayeler

HAKİKATİ İDRAK EDEBİLMEK 
Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“Allâh’ı unutan ve bu yüzden Allâh’ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. Onlar yoldan çıkan kimselerdir.” (Haşr süresi 19.ayet)

Rasûlullah (sav) buyurdular:
“Dünya akıllı insanların ganimeti, cahillerin gafletidir.” (Gazzâlî, İhyâ, IV, 373)

Şöyle bir kıssa nakledilir:

Dükkânı şehrin çıkış kapısında bulunan bir bakkal varmış. O kapıdan ne zaman bir cenâze çıksa yanında bulundurduğu testiye bir meyve çekirdeği atar ve bir ay sonra da onları sayarak:

“–Bu ay şu kadar kişi testiye düştü!” dermiş.

Ecel tokmağı bir gün onun da kapısını çalmış. Epey bir zaman geçtikten sonra, ölümünden habersiz bir dostu kendisini ziyârete gelmiş. Onu göremeyince de komşularına:

“–Burada oturan bir bakkal vardı; ona ne oldu?” diye sormuş.

Oradakiler de hep bir ağızdan şu cevabı vermişler:

“–O da testiye düştü!..”

Unutmayalım ki her canlı bir gün mutlakâ ölümü tadacaktır. Ecel denilen o testiye düşmeyecek bir insan yoktur. Fakat insanoğlu, ekseriyetle çevresindeki insanların birer birer dâr-ı bekāya göç edişlerini seyreder de, yine de gafleti sebebiyle ibret alamaz, kendini dâimâ ölümden uzak görür…

Aslında insan, ömrü boyunca sayısız kere ölümle yüz yüze gelmektedir. Nitekim yaşanan hastalıklar, beklenmeyen sürprizler, meydana gelen felâketler, hayatta her an mevcud olan, fakat insanın gaflet ve acziyeti sebebiyle çoğu kez habersiz olduğu nice hayatî tehlikeler, ölümle insan arasında çok ince bir perde olduğunun bir göstergesi değil de nedir?

Gâfil bir kimse, hayatı nefs gözlüğüyle seyrettiğinden, bir gün mutlaka karşılaşacağı ölüm, diriliş, hesap, sırat gibi zor menzilleri unutur. İlâhî nîmetler karşısında nankörlük ederek pervasızca günahlara dalar. Cehâlet, şehvet, ihtiras, kibir, gurur, cimrilik ve öfke gibi hamâkat manzaraları sergiler.

Kalbi gafletle perdelenen gönül, hakikati idrâk edemez hâle gelir. Bu sebeple büyükler, üç sıfatla muttasıf olan insanların aslâ Hak dostu olamayacaklarını bildirmişlerdir. Derin bir gafletin neticesi olarak kişide hâsıl olan bu üç vasıf; cimrilik, kibir ve ahmaklıktır. (Osman Nûri Topbaş, Genç Dergisi, Şubat-2012)

Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)

El-Ğaniyy: Kendisindekiyle ve mâlik olduğu şeyle kâmil olup müstağnî olan, hiçbir şeye muhtaç olmayan, zatında ve sıfatında başkası ile ilgisi olmayan, herkesin kendisine muhtaç olduğu, çok zengin olan demektir.

Kısa Günün Kârı

Her nakşında ayrı bir hikmetin sergilendiği bu ilâhî dershânede insana ihsan edilen nimetler, kişinin gönül dünyasına göre ya hayra götüren veya şerre sürükleyen iki uçlu bir bıçak gibidir. İnsana düşense, -Rabbi’nin kendisinden arzu ettiği şekilde- âhiret rotası üzere yaşanan bir dünya hayatıdır.

Yâ Rabbi! Biz kullarını gâfillerden eyleme. Cümlemizi, kalpleri Allâhʼın zikri ile huzur bulan, Allâh’a kulluk idrâkini gönüllerinde dâimâ canlı tutan sâlih kullarının zümresine ilhâk eyle!

Âmîn…

Lügatçe

gaflet: En önemli görevi düşünmeyip, Cenâb-ı Hakk’a itaat gibi işleri bilmeyip, başka kıymetsiz şeylerle uğraşmak. Nefsine ve heveslerine bağımlı olarak Allah’ı ve emirlerini unutmak.
hamâkat: Ahmaklık. Budalalık. Bönlük. Anlayışsızlık.