KampuSSohbet Blog Yemek TarifleriYemek Tarifleri

Sizlere birbirinden lezzetli bin bir cesit yemekleri sunuyoruz. Artık ne yapim derdinden sizleri kurtarıyoruz. Tüm dünya mutfaklarını sizlerin önüne döküyoruz..

KampuSSohbet Blog Yemek TarifleriYemek Tarifleri

Sizlere birbirinden lezzetli bin bir cesit yemekleri sunuyoruz. Artık ne yapim derdinden sizleri kurtarıyoruz. Tüm dünya mutfaklarını sizlerin önüne döküyoruz..

KampuSSohbet Blog Yemek TarifleriYemek Tarifleri

Sizlere birbirinden lezzetli bin bir cesit yemekleri sunuyoruz. Artık ne yapim derdinden sizleri kurtarıyoruz. Tüm dünya mutfaklarını sizlerin önüne döküyoruz..

KampuSSohbet Blog Yemek TarifleriYemek Tarifleri

Sizlere birbirinden lezzetli bin bir cesit yemekleri sunuyoruz. Artık ne yapim derdinden sizleri kurtarıyoruz. Tüm dünya mutfaklarını sizlerin önüne döküyoruz..

KampuSSohbet Blog Yemek TarifleriYemek Tarifleri

Sizlere birbirinden lezzetli bin bir cesit yemekleri sunuyoruz. Artık ne yapim derdinden sizleri kurtarıyoruz. Tüm dünya mutfaklarını sizlerin önüne döküyoruz..

 

Anlamlı Nazım Hikmet Aşk Sözleri

Anlamlı Nazım Hikmet Aşk Sözleri

Anlamlı Nazım Hikmet Aşk Sözleri, Nazım Hikmet Aşk Sözleri, En iyi Nazım Hikmet Aşk Sözleri, Sevilen Nazım Hikmet Aşk Sözleri

Anlamlı Nazım Hikmet Aşk Sözleri
Anlamlı Nazım Hikmet Aşk Sözleri, Nazım Hikmet Aşk Sözleri, En iyi Nazım Hikmet Aşk Sözleri, Sevilen Nazım Hikmet Aşk Sözleri

Ve bir gün ekler Nazım Hikmet mektubunun sonuna; herkese selam sana “HASRET”

Yalnızlık insana çok şey öğretirmiş. Ama sen gitme, ben cahil kalayım.

Ne kadar seviyorsun dersen; o kadar işte. Tavanı kadar sokağın ve dibi kadar cehennemin…

Anladın ya işim başımdan aşkın. Anladın ya gülüm ben sana aşık olmakla meşgulüm.

Biz; ince bel, ela göz, sütün bacak için sevmedik güzelim. Gümbür gümbür bir yürek diledik kavgamızda.

Şuan yanımda olmanı çok isterdim ama değilsin. Sen ordasın ve orası ne kadar şanslı olduğunu bilmiyor.

Sevdiğin müddetçe ve sevebildiğin kadar, sevdiğine her şeyini verdiğin müddetçe ve verebildiğin kadar gençsin.

Denize karşı bir bankta omuzuna başımı yaslayıp sesinden şiirler dinlemek gibi çocukça isteklerim oldu bağışla.

Aşkın bu denli sıradan olmadığına inanıyorum ben. Önce sıradanları yaşayacaksın ki, gerçek olanı anlayabilesin.

Gözlerine bakarken güneşli bir toprak kokusu vuruyor başıma, bir buğday tarlasında ekinlerin içinde kayboluyorum.

Sevmek, sevdiğin kişiyle birlikte olmak değildir unutma! Çünkü aşk; onunla yaşamak değil, onu yaşamaktır aslında.

Seni seviyorum, ama nasıl, avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp parmaklarımı kanatarak kırasıya, çıldırasıya.

Ellerine dokunmak isterim, dokunamam arkasından camın. Ben bir şaşkın seyircisiyim gülüm, alacakaranlığımda oynadığım dramın.

Benim sevdasında bencil; ama yüreğinde sağlam sevdiğim. Aklıma gelişini seveyim: ne güzel darma duman ediyorsun beni.

Kitap okurum içinde sen varsın. Şarkı dinlerim içinde sen. Oturdum ekmeğimi yerim karşımda sen oturursun; çalışırım karşımda sen.

Hani derler ya ben sensiz yaşayamam diye işte ben onlardan değilim ben sensiz de yaşarım; ama seninle bir başka yaşarım.

Büsbütün unuttum seni eminim, maziye karıştı şimdi yeminim, kalbimde senin için. Yok, bile kinim, bence sen de şimdi herkes gibisin.

Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, şiirler yazdın. Peki, o ne yaptı? Deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta.

Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini.

Hapşurduğumda; çok yaşa, iyi yaşa yerine benimle yaşa deseydi keşke. Bende; sen de gör değil de, emrin olur deseydim sessizce.

Yapraklara dallara yeşillere allara nice nice yıllara gülüm nice nice yıllara. Yaprak dala al yeşile yaraşır gayri bundan böyle vermem seni ellere.

Sen sabahlar ve şafaklar kadar güzelsin, sen ülkemin yaz geceleri gibisin, saadetten haber getiren atlı kapını çaldığında, beni unutma.

Gözleri siyah kadın o kadar güzelsin ki, çok sevdiğim başına yemin ediyorum ben, koyu bir çiçek gibi gözlerin kapanırken, bir dakika göğsünün üstünde olsa yerim, ömrümü bir yudumda ellerinden içerim gözleri siyah kadın o kadar güzelsin ki.

Bebekler Ağlayınca Dini Hiyayeler

Bebekler Ağlayınca Dini Hiyayeler

Bebekler Ağlayınca Dini Hiyayeler, Bebekler Ağlayınca, Dini Hikayeler Bebekler Ağlayınca, Sevilen Dini Hikayeler

Bebekler Ağlayınca Dini Hiyayeler
Bebekler Ağlayınca Dini Hiyayeler, Bebekler Ağlayınca, Dini Hikayeler Bebekler Ağlayınca, Sevilen Dini Hikayeler

BEBEKLER AĞLAYINCA SÖVMEYİN, DÖVMEYİN !
Peygamber Efendimiz (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) buyurdular:
• “Bebeğin iki aya kadar ağlaması Allâh’tan başka ilah olmadığına (ve Muhammed aleyhisselâm’ın onun kulu ve resulü olduğuna) şehâdettir.
Dört aya kadar ağlaması, Allâhü Teâlâ’ya itimaddır.
Sekiz aya kadar ağlaması Peygamber Efendimize (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) Salavâttır.
İki seneye kadar ağlaması da anne babasına istiğfardır.
Susadığı zaman Allâhü Teâlâ annesinin göğsünde ona cennetten bir pınar ihsan eder de onu içer.
Böylece yeme ve içme ihtiyacı karşılanmış olur.” (Sehâvî, El-kavlü’l-ibedi;s.132)

• “Bir seneye kadar, ağladıkları için çocuklarınızı asla dövmeyiniz. Zira onlar dört ay şehâdette bulunurlar, dört ay bana Salavât okurlar, dört ay da anne babasına duâ ederler.”(Sehâvî, El-kavlü’l-ibedi;s.133)

“Çocuğun ağlaması zikir, tehlil ve Allahü Teâla’yı hamddir. Onun ağlaması, anne ve babası için duâ ve istiğfardır.” (İmam-ı Deylemi)