KampuSSohbet Blog Yemek TarifleriYemek Tarifleri

Sizlere birbirinden lezzetli bin bir cesit yemekleri sunuyoruz. Artık ne yapim derdinden sizleri kurtarıyoruz. Tüm dünya mutfaklarını sizlerin önüne döküyoruz..

KampuSSohbet Blog Yemek TarifleriYemek Tarifleri

Sizlere birbirinden lezzetli bin bir cesit yemekleri sunuyoruz. Artık ne yapim derdinden sizleri kurtarıyoruz. Tüm dünya mutfaklarını sizlerin önüne döküyoruz..

KampuSSohbet Blog Yemek TarifleriYemek Tarifleri

Sizlere birbirinden lezzetli bin bir cesit yemekleri sunuyoruz. Artık ne yapim derdinden sizleri kurtarıyoruz. Tüm dünya mutfaklarını sizlerin önüne döküyoruz..

KampuSSohbet Blog Yemek TarifleriYemek Tarifleri

Sizlere birbirinden lezzetli bin bir cesit yemekleri sunuyoruz. Artık ne yapim derdinden sizleri kurtarıyoruz. Tüm dünya mutfaklarını sizlerin önüne döküyoruz..

KampuSSohbet Blog Yemek TarifleriYemek Tarifleri

Sizlere birbirinden lezzetli bin bir cesit yemekleri sunuyoruz. Artık ne yapim derdinden sizleri kurtarıyoruz. Tüm dünya mutfaklarını sizlerin önüne döküyoruz..

 

En iyi Ernest Hemingway Sözleri

En iyi Ernest Hemingway Sözleri

En iyi Ernest Hemingway Sözleri, Ernest Hemingway Sözleri, Sevilen Ernest Hemingway Sözleri, Anlamlı Ernest Hemingway Sözleri

En iyi Ernest Hemingway Sözleri
En iyi Ernest Hemingway Sözleri, Ernest Hemingway Sözleri, Sevilen Ernest Hemingway Sözleri, Anlamlı Ernest Hemingway Sözleri

Ümitsizlik sis gibidir; güneş doğunca dağılır.

Hayat hakkında yazabilmek için önce onu yaşaman gerek.

İki insan birbirini seviyorsa, buna mutlu bir son yoktur.

Sadece bağırsağında bok taşımak için yaşayan insanlar var.

Her şeyden hoşlanman gerekmez. Yalnızca anlamalısın.

Her gün yeni bir gündür. Kim bilir, belki bugün her şey değişir.

Nerede olursan ol, kendi iç dünyana sığınmak zorundasın.

Kullandığın dil yaşadığın zamana ait olmalı, yoksa işe yaramaz.

Ölüm korkusu zenginliği arttırmakla aynı oranda artar.

Bir yazar için küçük yaşta en iyi alıştırma nedir? Mutsuz bir çocukluk.

Hayata kendimizden ne katıyorsak, hayattan da onu alırız.

İnsan yenilmek için yaratılmadı. Adem oğlu mahvolur ama yenilmez.

Nerede olursan ol, kendi iç dünyana sığınmak zorundasın.

İnsanın kaybedecek bir şeyi olmadığında, yaşam daha güç olmayacaktır.

Dizlerinin üzerinde yaşamaktansa, ayaklarının üzerinde öl!

Birine güvenip güvenemeyeceğini anlamanın en iyi yolu, ona güvenmektir.

Bir tek şey düşün; yaptığın şeyi. Aptallık edecek zaman değil.

Beni sevmiyorsan eğer korkma; ben seni ikimize de yetecek kadar çok seviyorum.

Çok komik bir kitap yazmak için önce büyük eziyet çekmek gerekir.

Ay ve güneş de uyurlar. Kimi zaman okyanus bile uyur, rüzgar esmediği, akıntı olmadığı zaman.

Benim amacım ne gördüğümü ve ne hissettiğimi kağıda en iyi ve en basit şekliyle yazmak.

Böyle düşünmenin yeri değildi; ama düşüncelerine gem vuran kimdi? Kendinden başka hiç kimse.

Yenildikten sonra her şey daha kolay oluyormuş. Bunun bu kadar kolay olduğunu bilmiyordum.

Başkasından üstün olmanın onurlu bir yanı yoktur. Asıl onur kişinin eski halinden üstün olmasından gelir.

İhtiyarlar niye öyle şafakla uyanırlar bilmem. Günü azıcık daha uzun yaşayabilmek için mi acep?

Yaşlıların akıllı oldukları düşüncesi büyük bir yanılgıdır. İnsanlar akıllanmazlar yaşlandıkça, daha dikkatli olurlar sadece.

Ahlaka gelirsek; bildiğim tek şey şu ki, sonrasında iyi hissettiğin şey ahlakidir, kötü hissettiğin ise gayri ahlaki.

Hiç kimsenin başka birinin hayatını elinden almaya hakkı yoktur, başka insanlara daha kötü bir şeyin olmamasını önlemek dışında.

Dinlemeyi severim. İnsanları dikkatle dinleyerek çok şey öğrendim. Çoğu insan karşısındakini hiç dinlemez.

Eğer birbirimize yardım etmeyeceksek ne için geldik bu dünyaya? Dinlemek ve kaba bir şey söylememekte yeterince yardımdır.

İçinizde bir şey ölüverince her şey kolay gelir. Birçok insanın çoğu anında olduğu gibi, duygusuz kesilirsiniz.

Ahlak konusunda inandığım ilke şudur; bir şeyi yaptıktan sonra kendini iyi hissediyorsan o ahlakidir; eğer kendini kötü hissediyorsan o gayri ahlakidir.

Her şey şu ya da bu biçimde başka bir şeyi öldürmekle meşgul. Mesela balıkçılık bir yandan beni geçindiriyor, bir yandan da öldürüyor.

İnsan sonbaharın hüzün vereceğini düşünür. Yapraklar dökülürken ve de ağaçlar rüzgarın ve ısıtmayan keyifsiz güneşin altında soyunurlarken her yıl bir parça ölürsünüz.

Korku gördün bir de kuruntu. Korkunun nedeni başından geçenlerdi. Kuruntunun da aklından çıkarıp atamadığın kötü olasılık yüzündendi.

Öldürmekle onlara hiçbir şey öğretemezsin. Köklerini kurutamazsın onların, çünkü daha büyük kinle tohumları daha da çoğalır. Hapishane bir işe yaramaz. Hapishane yalnızca nefret yaratır.

Özgürlüğü, insan onurunu sevdiğim gibi seviyorum seni, tüm insanların çalışma hakkını, aç kalmama hakkını sevdiğim gibi seviyorum seni.

Yanlış yönetilen bir ulusun ilk çaresi para biriminin enflasyonudur.(değersizleştirilmesidir) İkinci çaresi savaştır. İkisi de geçici refah sağlar. İkisi de kalıcı yıkım getirir. İkisi de politik ve ekonomik fırsatçıların sığınağıdır.

Her gün yeni bir başlangıçtır. Elbette insanın şansa da ihtiyacı var. Ama önce gerekeni yapmalı ki, şans kapıyı çaldığında insan hazır bulunsun!

Gecenin gündüzle bir olmadığını bilirim: geceleri her şey değişiktir, gecenin şeyleri gündüz anlatılmazlar, yokturlar gündüz çünkü; bir kez yalnızlıkları başladı mı,gece yalnızlık çekenler için korkunç bir zamandır.

Ama dünya kıramayacağını öldürür. En iyiyi, en inceyi ve en yürekliyi taraf gözetmeksizin öldürür. Eğer bunlardan hiçbiri değilseniz, sizi yine de öldüreceğinden emin olabilirsiniz, ama bunun için hiç de acelesi yoktur.

Özgürlük, insanın yaptığı pisliği ortalıkta bırakması değildir. Hiçbir hayvan kediden daha özgür değildir; ama o bile pisliğini toprağa gömer. Kediler en iyi anarşistlerdir. Bu adamlar kediden anarşizmin ne olduğunu öğreninceye değin onlara saygı duyamam.

Yıldızları öldürmeye kalkmadığımıza iyi ediyoruz, ya bir de onu yapsaydık! Ya bir de her gün ay’ı öldürmeye çalışsaydık? Diye düşündü. O zaman ay kaçardı. Fakat ya her gün güneşi öldürmek gerekseydi? Şanslı adamlarız vesselam!

Bütün iyi kitapların ortak bir özelliği vardır; gerçekte olanlardan daha sahicidirler. Birini okumayı bitirdiğinde olan biten senin başından geçmiş gibi hissedersin ve sonra iyisi, kötüsü, coşkusu, pişmanlığı ve hüznü, insanları ve yerleri ve havasıyla tamamen sana ait bir parça olur.

İyi ve kötünün yan yana olduğu bir ordu savaş kazanamaz. Hepsinin belirli bir siyasal gelişim düzeyine getirilmesi gerekli; hepsi niçin dövüştüğünün, amaçlarının önemini kavramalı. Yapacakları kavgaya inanmalı hepsi, disiplini kabul etmeli.

İnsan ada değildir, bütün de değildir tek başına, anakaranın bir parçası, okyanusun bir damlasıdır; bir kum tanesi bile alıp götürse deniz, küçülür Avrupa, sanki kaybolan bir burunmuş, dostlarının ya da senin bir yurdunmuş gibi; bir insanın ölümüyle eksilirim ben, çünkü bir parçasıyım insanlığın; işte bu yüzden hiç sorma çanların kimin için çaldığını, çanlar senin için çalıyor.

En Güzel Cahit Zarifoğlu Sözleri

En Güzel Cahit Zarifoğlu Sözleri

En Güzel Cahit Zarifoğlu Sözleri, Cahit Zarifoğlu Sözleri, Sevilen Cahit Zarifoğlu Sözleri, Anlamlı Cahit Zarifoğlu Sözleri

En Güzel Cahit Zarifoğlu Sözleri
En Güzel Cahit Zarifoğlu Sözleri, Cahit Zarifoğlu Sözleri, Sevilen Cahit Zarifoğlu Sözleri, Anlamlı Cahit Zarifoğlu Sözleri

Bir tabut düşün, içinde ben, içimde sen.

Düştümse sana bakarken düştüm.

Az ağlıyoruz, dünya bu yüzden çok kirli.

Bitti o şiir, başka mısra gerekmez.

Filistin bir sınav kâğıdı her müminin önünde.

Ben onunla içimden konuşuyordum.

Hayır kalbim yorulmadım hayır hayır yıkıl daha.

Şöyle olmuş: Ben sen demişim sense sen.

Gökyüzüne bakmayanların kalbi daha çok kirlenir.

Şöyle irice bir kelime bul ok atsın yüreğime.

Bize sözlerimizden çok yüreğimizden anlayan gerek.

Sen dağ gibi kurul ben zerre bir yer tutayım.

Farz et körsün olabilir. El ele tut. Taş al ve at. Kâfiri bulur.

Bir şehir kadar kalabalıktır bazılarının yalnızlığı.

Gelecektim ama daha kötü bir hatıram olsun istemedim.

Ah şu yalnızlık kemik gibi ne yana dönsem batar.

Aradığımızın ne olduğunu biliyorsak arayacağımız yer bellidir.

Ateşe hakiki bir çay koyalım. Şehri unutanlardan olalım.

Bazen yağmur olmak ister insan. Yağmak ister sevdiğinin yüreğine.

Zira, gökyüzüne bakmayanların kalbi daha çabuk kirlenir.

Kapı aralığından baktığımda görebildiğim en güzel şeydir yaşamak.

Az az ölüyoruz her gün yağmurdan havadan bahseder gibi.

Aklımdan çıkmıyorsun dedim. Başka türlüsünü yorgunum anlatmaya.

Değil mi ki kavuşmalarımız topal. Ayrılıklarımız koşar adım.

Aklımdan çıkmıyorsun dedim. Başka türlüsünü yorgunum anlatmaya.

Başıma düşmüş sevda ağı. Bir başıma tenhalarda kahroldum.

Adam acı mümkün olduğu kadar kendi içine aksın diye yüzünü öne eğmişti.

Ve insan en çok göğe vurgun. Sonra zifiriliğe, şiire ve hep Allah’a.

Bir duruşu olmalı insanın. Bir bakışı, bir anlayışı, bir aşkı, bir davası olmalı.

Uçmayı öğrenmeden göçmeye mecbur kalmış bir kuş gibi kalbimiz.

Oturup konuşsak geçerdi belki her şey, başını alıp gitmek sevdaya dahil değil.

Dedim ya işte bocalıyorum. Yeniden yaşamaya başlamak kolay mı?

Bilmediğim ve ne yapacağı belli olmayan bir duyguyla hırpalanıyorum boyuna.

Nereye kadar kendinden kaçabilirsin? Ya bir daha geri dönemezsen…

Dedi ki sen şairsin elindeki bu taş ne? Dedim ki şair aşka boyun eğer zulme değil!

Seni sevmek merhamettir Kudüs. Seni sevmek Peygamber duası gibi.

Bir gün elbette sofraya birlikte çökeriz. Sen dağ gibi kurul ben zerre bir yer tutayım.

Evet hatırladım küçük basit şeyler yetiyor kederlenmeye. Ya mutluluğa?

Ölü kalbimiz dirileydi hakka dönüp sadakayla yıkanaydık dünyaya hiç meyletmeyeydik.

İçim, ey içim. Bu yolculuk nereye? Yine bir şehrin ölümünü başlatır gibisin.

Sevgisizliğinin dayatıldığı coğrafyalarda aşk şiiri yazmak bile başlı başına baş kaldırmaktır.

İnsan sevmeli; bazen bir insanı yahut da bir ağacı ya da kanadı kırık bir kuşu.

Yaşamak bir perde gibi kalkıyor aramızdan. Zamansız mekânsız bir tünel başındayız şimdi.

Çok geçmeyecek aradan şöyle diyeceğim: Bulutlar açmadı, mavi gök orda mı?

Bana hissettirdiklerini seviyorum, sanki her şey mümkünmüş gibi, sanki yaşamaya değermiş gibi.

O sabah ezan sesi gelmedi camimizden. Korktum bütün insanlar için bütün insanlık adına.

Şimdi yoksun üstelik uzaktasın ellerin yapayalnız biliyorum gözlerin dalıyor yine hep benim için olmalı.

Merhamet capcanlı bir kuştu insan kalplerinde. Bir ölçü bir adaletli ki eşi emsali bulunmaz.

Vicdanen rahat olmamız yetmiyor. Başkalarının hakkımızda yanlış kanaatler edindiğini görmek üzüyor bizi.

Bir gün ister istemez karşısında olacaksın kaçtıklarının. Dua et o gün henüz mahşer olmasın.

Çıktığım her yerin kapısını sert kapatmamla tanınırken, senin kapın çarpmasın diye arasına elimi koydum.

Rüzgâr nereden eserse essin güzeldir. Alevler bir ayrı âlemdir. Dirlik sevinçtir göç içimizedir.

Kalbinizi yumuşatın ama iradeniz sert olsun. Kelimelerinizi yumuşatın ama nüfuzunuz kuvvetli ve derin olsun.

Yıkılmak binaya mahsus bir şey değil ki, Züleyha. Bir insanın, bir cümle ile yıkıldığını gördüm ben.

Hayalimin ayağı yere değmiyor henüz. Onun gerçekleşmesine dayanacak onun yükünü kaldıracak topraklarım yok.

Ehli takva olun ehli secde olun. Farzları alenen yerine getirin. Nafileleri kendi nefsinizden bile gizleyin.

Bu dünya soğuk… Rüzgâr genelde ters yöne eser. Limon ağaçları kurur. Bahaneler hep hazır. Güzel günler çabuk geçer.

Alnı secdeye inen insanların sesleri birbirine bağlanabilirse ancak o zaman sokaklar meydanlar ardına kadar açılır.

Biz kendimizi hep doğru yoldan ayrılmamış kabul eder ve dünyanın bir imtihanhane olduğunu hep başkaları için düşünürüz.

Ayrılıkla başım belada gözlerini çevir gözlerime yoksa ben sensiz bu sessizlikle. Deli gibiyim sensiz bu sensizlikle.

Ve önemli olan ‘an’dır. Onu ibadet sabır anlayış tevazu ve merhamet ile anlamlı hale getirmek mutluluğun ta kendisidir.

Büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden Suriye’nin toprağından Bosna’nın bayrağından Gazze’nin gözyaşından öpüyoruz.

Haydi bir şeyler daha yazayım diye kaleme sarılmayın. Beklemeyi bilin. Susayınca acıkınca nasıl anlıyorsak yazmak anını da anlarız.

Diline bir düğüm at ve otur. Dinle. Gıybet ve dedikodu münakaşa ve cedel su-i zanlarla dolu söz varsa ya durma ayrıl ya da engelle.

Buruşturularak atılmış bir kâğıt parçası gibiyim. İçimde kalkıp gidenlerden doğan boşlukların ağırlığı… Ve sevmek. Ve korkmak ve nasıl uzaydaymışım gibi yalnızım.

Bu dünya soğuk. Rüzgâr genelde ters yöne eser. Limon ağaçları kurur. Bahaneler hep hazır. Güzel günler çabuk geçer. İçimiz hep bir hoşçakal ülkesi.

İnsan kendi mutlu olma imkânını görebilmeli. Mutluluksa filmlerin romanların içinde değil kendi yaşadığımız basit hayatın içindedir. Ve önemli olan yaşanılan andır.

Bakıyorsunuz zulmedilenlerin tek ortak özelliği var Müslüman oluşları ve zulmedenlere bakıyorsunuz onların da bir tek özelliği var Kâfir oluşları veya küfre hizmet edişleri.