Category: Güzel Sözler

En iyi Şerif Maden Sözleri

En iyi Şerif Maden Sözleri

En iyi Şerif Maden Sözleri, Şerif Maden Sözleri, Anlamlı Şerif Maden Sözleri, Sevilen Şerif Maden Sözleri, Duygusal Şerif Maden Sözleri

En iyi Şerif Maden Sözleri
En iyi Şerif Maden Sözleri, Şerif Maden Sözleri, Anlamlı Şerif Maden Sözleri, Sevilen Şerif Maden Sözleri, Duygusal Şerif Maden Sözleri

Artık toplasan da cam kırıklarını yine izi kalacak çizgilerin. Kırıldım bir kere sana.

Her insan bir kalp taşıyor sanırsın. Oysa bir taş taşıyan var göğüs kafesinde.

Her şeyi unut gitsin; gülümsemeyi unutma! Seni sevenlere ve sevmeyenlere iyi gelecek.

Kalmak için bir sebebi olmayanın gitmek için bahanesi çok olur. Bırak gitsin!

Bugün kötü bir günün olabilir. Yarınlara küsme kışları düşün ve her kışın ardından açan çiçekleri.

Cambaz olup ipte yürümek değil hünerlik; insan ile insanlığı ayırt edip insanca yaşamaktır.

Bugün kötü bir günün olabilir. Yarınlara küsme kışları düşün ve her kışın ardından açan çiçekleri.

Bazen bitmesi gerekiyor. Bir aşk bir dostluk, bir hayal. Niçin mi? Daha iyisi daha hayırlısı için.

Kork! Bir insanın kalbini kırdığın halde sana suspus oluyorsa; kork! Çünkü o seni Allah’a bırakmıştır.

Bir insanın kalbini kırdığın halde sana suspus oluyorsa; kork! Çünkü o seni Allah’a bırakmıştır.

Pul kadar değeri olmayan insanları gözünde çok büyütürsen; gün gelir o kalbine yok yere hançeri saplarsın. Yapma!

Yüreğinin zirvesine koyduğun insanın yüreksizliği olur bazen. Bırak vefa sen de vefasızlık onda kalsın.

Benim kalbim temiz diyenin sözlerine bak; sözü temiz olmayanın kalbi temiz olmaz. Çünkü kalp sözlerini dile döker.

Küs, darıl, kızgın ol anlarım. Bunu telafi ederim. Ama gözümden düşersen seni bulamam. Kaybederim!

İstediğin şey olmayınca karakter değiştireninden, sen aramazsan aramayanından, işi düşmedikçe seni tanımayanından kurtulun!

Ümitsiz olmadım hiçbir şeye. Eminde sayılmazdı hislerim. Bir nasip idi duam. Olsa da olmasa da teslimdim bir O’lana.

Kötü söz diyemem ardından. Olmazlara da eyvallahım var benim. Senden alacağım ne varsa kalsın, o defteri kapatıp rafa kaldırdım.

Verdiğim değerin değersizliğine, mert sandığımın namertliğine. Kısacası insanların insafsızlığına sonunda ben de alıştım.

Vicdan bir ayna gibi; ona bakmasını bilen kendini gerçek manada görür. Belki dili yok ama inan sesi çok rahat duyulur. O sese kulak ver!

Bazen beni de sarıyor; yorgunluk, halsizlik, bıkkınlık. Kaçıp gidesim var ama kulağıma fısıldıyor bir ses; bütün bunlar imtihanın.

Dünyalık çalanı mümkünse affet. Çalınan umudun, gençliğin, hayallerin, sevgin, ömrün ise asla affetme! Yine aynı yerden canını acıtır.

Susturdum dilimi, şarkıları, seni hatırlatan her şeyi! Sandım ki geçecek gideceksin içimden! Olmadı; susturamadım yüreğimi.

Bazı gözler görür sanırsın oysa kördür. Kör birine güneşi getirsen de boş! Sana kör olana güneş olma artık, görmek isteyene kıvılcım olsan yeter.

Bir gün kalmak istediğin yerde gitmen gerektiğini görünce anlarsın; elden bir şey gelmediğini; gitmenin de bir onuru olduğunu.

Bir zamanlar beni kullananlar şimdi kullanamadıkları için değiştin diyorlar. Evet değiştim kimine göre; ben artık o eski ben değilim. Haberiniz ola!

Boş değil hiçbir şey; bir damla yağmur bir küçük tebessüm. Hayatına gelenler ve gidenler; kimi virgül, kimi nokta, kimi de bir son bırakır.

Bir kadın bağırıp çağırdığı halde gitmiyorsa seni sevmiştir. Ancak susmayı tercih etmişse seni çoktan defnetmiştir. Sen sen ol; asla bir kadının susmasına sebep olma!

Bazı fotoğraflar vardır, o bildiğiniz albümlerde saklanmaz. Aklın bir köşesinde, kuytusunda gizlidir. Kiminin yüzü, kiminin sözü, kiminin özü durur orada.

Bir zamanlar vardın; Solum da, taa kalbim içinde. Şimdi öyle uzaksın ki; artık istemem seni bir karış yamacıma. Çünkü öldün; kendini yaşarken öldürdüğün; solum da, şu kalbim içinde.

İyi şeyler olsun diyorsun ya; iyi şeyler zaman alır. Zaman sabır ister, sabır da doğru zamanı gözler. Gelecek iyi şeyler güzel şeyler; biraz zaman, biraz sabırla.

Sana yapılan haksızlıkları unutma. Onlara takılıp hayatını karartma. Değirmen misali öğüt, sindirmeye çalış. Kimse ettiğini bulmadan gitmedi bu Handan. O ettiğini; sen hak ettiğini mutlak bulacaksın!

Yüreğin yansa bile kötü olma. Yolun çetin yükün ağır belki, direnmek mucize misali; yine diren! Bu senin hikayen; hikayeni iyi yaz, güzel yaz, doğru yaz! Zira bu hikayenin başkahramanı sensin!

Anlamlı Şükrü Erbaş Sözleri

Anlamlı Şükrü Erbaş Sözleri

Anlamlı Şükrü Erbaş Sözleri, Şükrü Erbaş Sözleri, Sevilen Şükrü Erbaş Sözleri, En iyi Şükrü Erbaş Sözleri

Anlamlı Şükrü Erbaş Sözleri
Anlamlı Şükrü Erbaş Sözleri, Şükrü Erbaş Sözleri, Sevilen Şükrü Erbaş Sözleri, En iyi Şükrü Erbaş Sözleri

Hayalin, gerçeğe değdiği yeri seviyorum.

Bir kapı önündeyim, girsem suç, gitsem ayaz.

İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!

Senden başka kimseyi aramadım gittiğim yerlerden.

Anlamakla katlanmak arasında tükendim.

Bir yere gitmeden, gelecek birisini bekliyordu herkes.

Düşmeyi göze almadan binilmiyor salıncağa.

Susmak iyileştirmiyor yarayı, yeni yerlere varıyor eski sözler.

Ben gidip hayal kuracağım, siz oturup gerçeğinizi sevin.

Farkında mısınız bilmem, kimse kendi acısını bile duymuyor artık.

Ömrüm, ah benim ördükçe sökülen, yakasız kolsuz hırkam.

Gelişin hayata bağlıyor beni, anlıyor musun? Zaman yarat ve uğra.

Sesinden başka suçum, yüzünden başka iyiliğim kalmamıştı.

Kimse kendinden bir yere gitmiyor. Yaşıyoruz sessizce yaramızı severek.

Tarla kuşu yağmur damlasından dünyayı içsin diye yazarız.

Alnından öptüğüm yerde ülkemsin, ağzından öptüğüm yerde, kadınım.

Kalabalığın uyumuna inat, hayalin gerçeğe değdiği yeri seviyorum.

Bunalıyoruz çocuk, bunalıyoruz. Biçim veremediğimiz şeylerin biçimini alıyoruz.

İçimizde azalan zamanların kederi, önümüzde bir yere gitmeyen yollar.

Eskimiş eşyalarız yeri hiç değişmeyen. Yalnızlığı çağrıştırıp yılgınlığı biçimleyen.

Yastığa başını koyduğunda başucundaki boşluğa bak. Ayrılık diyordun ya.

Gelecek kaygısı duymaya başladığımız gün, çocukluğumuzu geride bıraktığımız gündür.

Ey sözümün billuru; sensin kalbimden dünyaya yürüyen hayranlık.

Eskiden her konuda konuşurdum istekle Bir geniş gülümsemeyle dinliyorum şimdi.

Bunalıyoruz çocuk, bunalıyoruz. Biçim veremediğimiz şeylerin biçimini alıyoruz.

Gittiği en büyük uzaklık evinden işi olanlara, ne aşk, ne özgürlük, ne barış anlatabilirdi.

Gizemli bir suskunluğun dargın diliyim. Kan gülleri büyütürüm sabır saksılarında.

Biz hepimiz dikenli tellerle sarılıyız, her ilişkide bir parçamız kalır ve bölüne bölüne biteriz de.

Dünya sinema perdesi değil ki. Düşlerin de bir sınırı olmalı, insanın gerçeği ile çevrili.   

Ey insan ömrünü dolduran biçimleyen duygu Hüzün müdür her vakit mutluluğun bir yüzü?

Bir hüzün eğrisi olarak ilişkilerin gergefinde, ördüm ömrümün dokusunu ilmek ilmek.

Ne kadar uzaksa bir felaket sizden, o kadar mutlusunuz, unuttunuz başkalarının acısını duymayı.

Yüzün bir türkü sonrasının kederli dalgınlığında; güldün mü, ben mi yanıldım, bilmem.

Uzun sustum, ey durmadan konuşanlar. Geçmedi üşümem, ben bir aşkın kar yağışından geliyorum.

Kalktım yürüdüm elimdeki çaresiz soruyla. İnsan neden hep sona bırakır kendini?

Biliyorsun ya susarak yaşamak zorundayım seni, bu yüzden gecelere ve sözcüklere bölüyorum ağırlığını.

Herkes türküsünü elbet kendi sesiyle söyler! İnsanın dili boynuna kement olur mu?

Ölümü bilerek nasıl yaşar insan, geride dünyanın kalacağını bilerek nasıl ölür; bilmek bütün acıların anasıdır, de.

Herkesin her şeyi kolayca konuştuğu, Arkasını döner dönmez unuttuğu zamanlardı.     

Ve güz geldi Ömür Hanım. Dünya aydınlık sabahlarını yitiriyor usul usul. İnsanın içini karartan bulutların seferi var göğün maviliğinde.

Kimsenin kimseyi anlamadığı bir dünyada söz boşluğu dövmekten başka ne işe yarıyor ki?

Oysa ben bir akşamüstü, oturup turuncu bir yangının eteklerine, yüreği avuçlarımda atan bir can yoldaşıyla dünyayı ve kendimi tüketmek isterim.

Suyu sevmeyen insanın, rüzgârı anlamayan, gökyüzünde bir bulutu olmayan insanın gideceği uzaklık, olsa olsa kendine sızan çaresizliktir.

Hayat dolduruyor her boşluğu kendince Bir başka başlangıçla Tutuşmak üzere yeniden Pembe üflemeleriyle bir ince soluğun soğuyor acılar bile.

Sitemizin gelişimine katkıda bulunmak ister misiniz? Aşağıdaki butonları kullanarak sitemizin gelişimine katkı sağlayabilirsiniz.

Ayrılık ne biliyor musun? Ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar, ne yıldız kayması gecede, ne güz, ne ceplerde tren tarifesi, ne de turna katarı gökte. İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık.

Yaşamak zorunda olduğumuz şunca yılı, aykırı uçlar arasında gezdirip geçirmedikçe, alışkanlıkların sınırlarını aşmadıkça zaman zaman, yaşamak, nasıl yenilik olur, tükenmek değil de?

Suyu sevmeyen insanın, rüzgârı anlamayan, gökyüzünde bir bulutu olmayan insanın gideceği uzaklık, olsa olsa kendine sızan çaresizliktir. Yaşlı bir kadının hüznünü duymazsanız, bir genç kızın saçlarında çarpan kalbini nasıl göreceksiniz?

Tenin tenime bu kadar sinmişken, ömrüm azala azala önümden akarken, gittiğin gerçek bu kadar herkese benzerken. Senin korkularını, benim inceliğimi doldurup yüreğime, bıraktığın.

Her şeyi iyi yanından görmeyi kim öğretti bize? Acıyı görmeyen insan, umutsuzluğu yaşamayan, iliklerine dek kederin işleyip yaralamadığı bir insan, mutluluktan, umuttan, sevinçten ne anlar? Göğü görmeden, denizi görmeden maviyi anlamaya benzemez mi bu?