Archive for Ağustos, 2020

30 Ağustos Zaferi Tarihi

30 Ağustos Zaferi Tarihi

30 Ağustos Zaferi Tarihi, 30 Ağustos Zaferi Kurtuluş Zaferi, 30 Ağustos Zaferi Bayramı Tarihi, 30 Ağustos Zaferi Şanlı Türk Milletin Zaferi

30 Ağustos Zaferi Tarihi
30 Ağustos Zaferi Tarihi ( Hanri Benazus Arşivi – Anadolu Ajansı )

Bu yıl, 30 Ağustos 1922’de Mustafa Kemal’in başkumandanlığında zaferle sonuçlanan Büyük Taarruz’un 97. yıl dönümü.

Büyük Zafer’in 97. yılı bugün tüm yurtta kutlanacak.

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk komutasındaki Türk ordusunun 26 Ağustos’ta başlayıp 30 Ağustos’ta zaferiyle sonuçlanan Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi, dünya tarihinin gördüğü en büyük kahramanlık destanlarından biri olarak tarihe geçti.

AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, 1919 yılında Birinci Dünya Savaşı sonrası İtilaf Devletleri, Mondros Ateşkes Antlaşması hükümlerine dayanarak türlü bahanelerle Anadolu’yu işgale başladı, ordusunun cephanesi elinden alınan Türk milleti zor durumda bırakılmaya çalışıldı.

Ünlü yazar Halide Edip Adıvar’ın ”Türk’ün Ateşle İmtihanı” kitabında anlattığı işgal günlerinde, itilaf donanması İstanbul’a, Fransızlar Adana’ya, İngilizler Urfa, Maraş, Samsun ve Merzifon’a, İtalyanlar, Antalya ve Anadolu’nun güneybatısına yerleşti.

15 Mayıs 1919’da İtilaf Devletlerinin izniyle Yunan Ordusu İzmir’e çıkarma yaptı.

Bu durum karşısında Türk milleti, tarih boyunca gösterdiği ”millet olma bilinci” içerisinde işgallere karşı Kuvayımilliye hareketini başlattı. İki seçenek vardı; ya işgal güçlerine teslim olunacak ya da yıkılan yakılan bir ülke, yılmaz evlatlarının azmiyle yeniden ayağa kalkacak ve küllerinden doğacaktı.

1920’de TBMM’nin açılması üzerine işgal güçleri tüm baskıcı politikalarını Atatürk ve silah arkadaşları üzerine yoğunlaştırdı, özellikle Batı Cephesi’nde hareketlilik başladı. 1921’de Polatlı’ya kadar gelen Yunan ordusunu püskürtmek, daha birkaç yıl önce tarih literatürüne ”Çanakkale geçilmez” sözünü altın harflerle yazdıran vatan evlatlarına düştü.

Sakarya’da 22 gün 22 gece süren kanlı çarpışmaların ardından durdurulan düşman ordusunu tamamen yurttan atmak amacıyla bir yıl kadar süren hazırlık döneminden sonra 26 Ağustos 1922’de Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Büyük Taarruz’u başlattı.

– 26 Ağustos’ta Kocatepe’de şafak sökerken… 

Başkomutan Mustafa Kemal, 26 Ağustos sabahı Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa (Çakmak), Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa (İnönü) ile muharebeyi yönetmek üzere Afyonkarahisar sınırlarında kalan Kocatepe’de yerini aldı.

Topçu ateşleriyle şafak vakti başlayan harekatın devamında Türk askeri, sabahın ilk ışıklarıyla hücuma geçip Tınaztepe’yi ele geçirdi ve Belentepe ile Kalecik Sivrisi’nden düşmanı uzaklaştırdı.

Taarruzun ilk gününde 1. Ordu birlikleri, Büyük Kaleciktepe ile Çiğiltepe arasında 15 kilometrelik alanda, düşmanın birinci hat mevzilerini ele geçirdi. 5’inci Süvari Kolordusu, düşman gerilerindeki ulaştırma kollarına başarılı taarruzlarda bulundu, 2’nci Ordu ise cephede tespit görevini aksatmadan sürdürdü.

Türk ordusu, 27 Ağustos sabahı yine bütün cephelerde yeniden taarruza geçti ve aynı gün Afyonkarahisar, 8’inci Tümen tarafından düşman işgalinden kurtarıldı. 28 ve 29 Ağustos’ta başarıyla sürdürülen taarruz, düşmanın 5’inci tümeninin etkisiz kılınmasıyla neticelendi.

29 Ağustos gecesi durum değerlendirmesi yapan komutanlar, hemen harekete geçilip taarruzun kısa sürede sonuçlandırılmasında hemfikir oldu ve planın 30 Ağustos’ta aksamadan uygulanması için gerekli önlemler alındı.

– Büyük Zafer ve bir kırık kağnı

Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Türk Ordusu’nun Kurtuluş Savaşı’nda kazandığı en önemli zaferin arifesinde, 30 Ağustos sabahında şimdi belde olan Kütahya’nın Altıntaş ilçesine bağlı Zafertepe Çalköy’de birliklere taarruz emrini verdi.

O’nun bizzat yönettiği Dumlupınar’daki meydan muharebesinde kahraman Mehmetçik, Yunan birliklerini Allıören, Keçiler, Kızıltaş deresi yolunun iki yanında tamamen sarıp imha etti. Kızıltaş deresi bölgesinde açık kalan alandan bazı Yunan birlikleri, General Trikopis, General Diyenis ve birçok Yunan komutanı kaçtı.

Büyük Zafer’in ertesi günü, 31 Ağustos’ta Zafertepe Çalköy’de bir evin bahçesindeki kırık kağnının üzerine muharebe alanlarının haritasını koyan Başkomutan Mustafa Kemal, Fevzi Paşa ve İsmet Paşa ile durum değerlendirmesi yaparak Yunanlıların yeniden savunma düzenine geçmesini önlemek ve onları mağlup etmek için İzmir’e girme görüşünde birleşti.

– ”Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!”

Mustafa Kemal Paşa, Büyük Zafer sonrası 1 Eylül’de Dumlupınar’da, Batı Cephesi’ndeki tüm subay ve erlere okunmak üzere yayımladığı bildiride, şu ifadelere yer verdi:

30 Ağustos Zaferi Tarihi
30 Ağustos Zaferi Tarihi

”Türkiye Büyük Millet Meclisi Orduları, Afyonkarahisar-Dumlupınar Büyük Meydan Muharebesi’nde, zalim ve mağrur bir ordunun temel varlığını inanılmayacak kadar az bir zamanda yok ettiniz. Büyük ve seçkin ulusumuzun fedakarlıklarına layık olduğunuzu kanıtladınız. Sahibimiz olan büyük Türk ulusu, geleceğine güvenmekte haklıdır. Savaş alanlarındaki başarı ve fedakarlıklarınızı yakından görüp izliyorum. Ulusumuzun size olan övgülerinin iletilmesine aracılık etme görevinin arkasını bırakmayacak, sürekli olarak yerine getireceğim. Ödüllendirme için Başkumandanlığa öneride bulunulmasını, Cephe Kumandanlığına buyurdum. Bütün arkadaşlarımın, Anadolu’da daha başka meydan muharebeleri de verileceğini göz önünde bulundurarak ilerlemesini ve herkesin akıl gücünü ve yurtseverliğinin kaynaklarını kullanarak, yarışmayı bütün gücüyle sürdürmesini talep ederim. Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!”

27 Ağustos’ta Afyonkarahisar, 30 Ağustos’ta Kütahya’nın kurtuluşunu 1 Eylül’de Gediz, 3 Eylül’de Emet ve Tavşanlı’nın kurtuluşları izledi, 9 Eylül’de İzmir’de Yunan Ordusunu denize döken Türk ordusu, Mustafa Kemal Paşa’nın emrini büyük bir başarıyla yerine getirdi.

– Verdiği sözü yerine getiremediği için intihar etti 

Büyük Taarruz’dan akıllarda kalan en önemli olaylardan biri, 57’nci Tümen Komutanı Albay Reşat Bey’in, 27 Ağustos’ta Çiğiltepe’nin alınmasının yarım saat gecikmesi üzerine, görevini yerine getirememenin üzüntüsü ile kendisini vurarak intihar etmesiydi.

Kocatepe’den verilen emirle Büyük Taarruz’u başlatan Türk askerleri, taarruzun ilk ve ikinci gününde tüm tepeleri ele geçirmeye başladı. Çiğiltepe’de bulunan Yunan askerlerine karşı direnen 57’nci Tümen Komutanı Albay Reşat Bey ile Mustafa Kemal Paşa arasında, şu telefon konuşması geçti:

– “Verdiğim sözü yerine getiremedim”

Sonraki yarım saatte Çiğiltepe’yi düşman askerinden alamayan Albay Reşat Bey, ”Verdiğim sözü yerine getiremediğim için yaşayamam” diyerek beylik tabancasıyla intihar etti.

Mustafa Kemal Paşa’ya, Çiğiltepe sırtlarında çarpışan 57’nci Tümen Komutanlığını yeniden telefonla aradığında Albay Reşat Bey’in intihar ettiği söylendi ve ”Yarım saat zarfında o mevkiyi almaya size söz verdiğim halde, sözümü yapamamış olduğumdan dolayı yaşayamam” yazdığı notu okundu.

Çiğiltepe, Albay Reşat Bey’in ölümünün 15 dakika sonrasında düşman askerlerinden kurtarıldı.

– ”Türk Cumhuriyeti’nin temeli burada sağlamlaştırıldı”

Büyük Önder Atatürk, Büyük Zafer’den tam iki yıl sonra, 30 Ağustos 1924’te, Şehit Sancaktar Mehmetçik Anıtı’nın temel atma törenine katılmak üzere Zafertepe Çalköy’e geldi.

Törene katılanlara iki yıl öncesini hatırlatan Atatürk, Büyük Zafer’i şu cümlelerle anlattı:

”Afyonkarahisar-Dumlupınar Meydan Savaşı ve onun son parçası olan 30 Ağustos Zaferi, Türk tarihinin en önemli dönüm noktasıdır. Ulusal tarihimiz çok büyük, çok parlak zaferlerle doludur ama Türk ulusunun burada kazandığı zafer kadar kesin sonuçlu, yalnız bizim tarihimize değil dünya tarihine yeni bir adım vermekte kesin etkili bir meydan savaşı hatırlamıyorum. Besbellidir ki yeni Türk devletinin, genç Türk Cumhuriyeti’nin temeli burada sağlamlaştırıldı, ölümsüz yaşayışı burada taçlandırıldı. Bu alanda akan Türk kanları, bu göklerde uçuşan şehit ruhları, devletimizin, cumhuriyetimizin ölümsüz koruyucularıdır. Türk ulusu burada kazandığı zaferle, açığa vurduğu gücü ve istemiyle, bu belli gerçeği bir kere daha tarihin bağrına çelik kalemle koymuş bulunuyor.”

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’dan  30 Ağustos mesajı

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Tüm imkanlarımızla, tüm gücümüzle, hukuktan, demokrasiden ayrılmadan, hukukun ve demokrasinin istismarına fırsat vermeden, şehitlerimizin emaneti şanlı bayrağımıza el ve dil uzattırmadan ve kesinlikle son terörist bertaraf edilinceye kadar mücadelemizi sürdürme azmi içindeyiz.” ifadesini kullandı.

Bakan Soylu, 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda, Büyük Taarruz’un ve 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 97. yıl dönümüne ulaşmanın gururu içinde olduklarını bildirdi.

Tarihte elde edilen her zaferin ve yaşanılan her olayın, gelecek nesillere vereceği ders ve çizeceği rota bulunduğunu belirten Soylu, “Bu itibarla 30 Ağustos sadece bu ülkenin hikayesini, komutanından askerine, cepheye mermi taşıyan kadınımızdan el tezgahlarında silah üreten yaşlılarımıza kadar ecdadımızın yaptığı fedakarlığı anlatmanın yanı sıra bugün karşı karşıya kaldığımız tehditlerle mücadele ederken takip edeceğimiz ana stratejiyi de belirlemektedir.” değerlendirmesinde bulundu.

Soylu, tam bağımsızlık hedefini asla tartışmaya açmayan ecdadın, 30 Ağustos’ta mücadeleyi tamamlayarak ülkeyi emanet ettiğini vurguladı.

“Tıpkı o gün vatan toprağını savunurken olduğu gibi bugün de terörle mücadelemizde aynı kararlılık içindeyiz.” görüşünü paylaşan Soylu, şunları kaydetti:

“Tüm imkanlarımızla, tüm gücümüzle, hukuktan, demokrasiden ayrılmadan, hukukun ve demokrasinin istismarına fırsat vermeden, şehitlerimizin emaneti şanlı bayrağımıza el ve dil uzattırmadan ve kesinlikle son terörist bertaraf edilinceye kadar mücadelemizi sürdürme azmi içindeyiz.

Bütün bunları yaparken tıpkı 97 yıl önce olduğu gibi hem kendi nesillerimize hem de dünya mazlumlarına umut olmaya, karartılmaya çalışılan bu dünyaya ışık olmaya, merhameti, hak ve adaleti ayakta tutmaya gayret ediyoruz.

Bu vesileyle başta büyük zaferin komutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, başladıklarını tamamlayan ve bizlere rehber olan, umut olan, Büyük Zafer’in tüm komutanlarını, şehit ve gazilerini rahmet ve şükranla anıyor, aziz milletimizin bu gurur gününü, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı tebrik ediyorum.”

TBMM Başkanı Mustafa Şentop’tan 30 Ağustos Zafer Bayramı mesajı

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, “İstiklal Savaşı’nın en önemli aşamasını oluşturan Büyük Taarruz ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bizzat komuta ettiği Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nde, milletimiz ve ordumuz, adeta imkansızı başararak, başka milletlere emsal oluşturacak bir zafere imza atmıştır.” ifadelerini kullandı.

Şentop, 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda, Türk milletinin 1071’den bu yana kutlu, mukaddes ve muazzez davanın sancaktarı olduğunu ve arkasında kahramanlıklarla dolu şanlı bir tarih bıraktığını belirtti.

Başkomutanlık Meydan Muharebesi zaferinin de bu “kutlu davanın” ve şerefli tarihin mihenk taşlarından birisi olduğunu belirten Şentop mesajında, “İstiklal Savaşı’nın en önemli aşamasını oluşturan Büyük Taarruz ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bizzat komuta ettiği Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nde, milletimiz ve ordumuz, adeta imkansızı başararak, başka milletlere emsal oluşturacak bir zafere imza atmıştır.” ifadelerine yer verdi.

Büyük Zafer’in ardından Türkiye Cumhuriyeti’nin inşasıyla milletin var olma mücadelesindeki kararlılığını bütün dünyaya ilan ederek abideleştirdiğini kaydeden Şentop, o günlerden bu güne Türkiye’nin gelişen demokrasisi, güçlü ekonomisi, tarihi ve kültürel birikimiyle bölgesinin ve dünyanın umudu olduğunu bildirdi.

“Türkiye, istiklalini her türlü bedeli ödeyerek elde tutacağını ilan eden cesaretin adı olmuştur.” ifadesini kullanan Şentop, şunları kaydetti:

“Dünyanın büyük dönüşümler yaşadığı şu zaman diliminde bize düşen, Büyük Türkiye davasının çalışkan, gayretli ve vatanperver birer neferi olarak üstün gayretlerle bu kutlu vatan için çalışmak ve ona layık şahsiyetler olabilmektir.

Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu zaferin kazanılmasında emeği olan istiklal mücadelemizin bütün kahramanlarını, aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi, Millî Mücadele’yi yürüten Birinci Meclis’in şerefli mensuplarını ve kahraman ordumuzun her bir ferdini rahmet ve minnetle anıyor, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutluyorum.”

İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla kutlama mesajı yayımladı.

Vali Yerlikaya, mesajında, bugün şanlı ordunun ve aziz milletin canları pahasına kendilerine armağan ettikleri, 30 Ağustos Başkomutanlık Meydan Muharebesi Zaferi’nin 97. yıl dönümünü idrak etmenin onurunu yaşadıklarını belirtti.

Vatandaşların bayramını kutlayan Yerlikaya, “Allah devletimize ve milletimize zeval vermesin. Topraklarımızın her karışını kanlarıyla yoğurarak vatan kılan ecdada selam olsun. Toprağın kara bağrına sıradağlar gibi uzanan şühedamıza rahmet olsun. Düşmana karşı sinesini siper eden, canını, cananını, bütün varını ortaya koyan gazilerimiz var olsun.” ifadelerini kullandı.

Ataların “Ya İstiklal Ya Ölüm” diyerek Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde ileriye atıldığını belirten Yerlikaya, her türlü emperyalist, sömürgeci ve mandacı zihniyetin akamete uğratıldığını, büyük bir inanç, azim ve kararlılıkla tarihin en büyük destanlarından birinin yazıldığını vurguladı.

İstanbul Valisi Yerlikaya, şunları kaydetti:

“Malazgirt’teki ruhla, Çanakkale’deki çelik iradeyle, Dumlupınar’’daki hürriyet sevdasıyla, 15 Temmuz’daki direnişle Anadolu’yu bizlere ebedi vatan kılanlara şükran borçluyuz. Ahdimiz olsun ki; aziz hatıranız bize, milletimizin her bir ferdine emanettir. Devletimiz; bayrağımızı, mukaddesatımızı, yurdumuzu muhafaza ederek kutlu yürüyüşünü sürdürecektir.

Vatana kast eden her türlü saldırı ve ihaneti bertaraf etme gücümüze dünya şahittir. Gücümüzü bilimde, teknolojide, ekonomide, eğitimde, kültür ve sanatta, kısaca hayatın her alanında artırıyor, muasır hedeflere hızla ilerliyoruz. Yerli ve milli duruşumuzla dünya örnek oluyor, tüm mazlum halklara da kucağımızı açıyoruz. Tarih sahnesindeki var oluş mücadelemizin altın halkası olan Türkiye Cumhuriyeti, ilelebet payidar olacaktır.”

Tarihin dönüm noktası ve milletin beka mücadelesinin zirveye ulaştığı 30 Ağustos Başkomutanlık Meydan Muharebesi Zaferi’nin 97. yıl dönümünü kutlayan Yerlikaya, Cumhuriyetin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, İstiklal Mücadelesinin bütün kahramanlarını, eşsiz fedakarlıklarıyla milletin gönlünde ölümsüzleşen bütün şehit ve gazileri rahmet, minnet ve şükranla andığını ifade etti.

Sevilen Alçak Gönüllülük İle İlgili Sözler

Sevilen Alçak Gönüllülük İle İlgili Sözler

Sevilen Alçak Gönüllülük İle İlgili Sözler, Alçak Gönüllülük İle İlgili Sözler, Anlamlı Alçak Gönüllülük İle İlgili Sözler, Etkileyici Alçak Gönüllülük İle İlgili Sözler

Sevilen Alçak Gönüllülük İle İlgili Sözler
Sevilen Alçak Gönüllülük İle İlgili Sözler, Alçak Gönüllülük İle İlgili Sözler, Anlamlı Alçak Gönüllülük İle İlgili Sözler, Etkileyici Alçak Gönüllülük İle İlgili Sözler

Yüksekliği istedim, onu alçakgönüllülükte buldum. Hz. Ali

Çiçeği küçümseyen, Tanrıyı da küçümser. A. Dumas

Alkışı en sessiz karşılayan, alkışı hak etmiş demektir. Emerson

İyilik ve tevazu, bütün düşmanlıkları yener. Amenemope

Gerçek olgunluk ve erdem; alçakgönüllülükle oluşur. Murat Ertan

Gerçek tevazu, bütün iyiliklerin başıdır. Hz. Muhammed

Yalancı alçakgönüllülük doğdu, alçakgönüllülük öldü. Mark Twain

Deniz gibi mal kazan, fakat sen üzerinde gemi ol. Mevlana

Alçak gönüllülük, kendi gerçek değerini anlamaktır. Anatole France

İnsan ne kadar yükselirse, gönlü o kadar alçalmalıdır. Cicero

İyiliğinize inanılmasını istiyorsanız, ondan hiç söz etmeyin Blaise Pascal

Eşeğe binip hava atan, ata binerse aklını kaybeder. William Bayliss

Gerçekten akıllı olanlar, aynı zamanda alçakgönüllü olanlardır. Andre Gide

Ben bilmediğimi bildiğim için, öteki insanlardan akıllıyım. Sokrates

Övülmek isterseniz, alçak gönüllülüğü yem olarak kullanabilirsiniz Chesterfield

Bir insanda kibir, hırs ve şehvet söz söylerken soğan kokar. Mevlana

Büyük işler başarıp şeref kazandıktan sonra, bir yana çekilmesini bilmeli. Lao Tzu

Alçakgönüllü insan, kendini hiç söz konusu etmez. Jean de La Bruyere

Kibir bele bağlanan taş gibidir, onunla ne yüzülür, ne de uçulur. Hacı Bayram-ı Veli

Yanıldığını asla kabul etmeyenler, en çok yanılanlardır. La Rochefoucauld

Tevazünün aslı üçtür: Acizliğini, muhtaçlığını, günahlarını bilmek. Şeyh Osman Hayri

Küçüklerin büyüklük taslaması kadar tehlikeli bir şey yoktur. Slefan Zweig

Alçakgönüllü düşüncelerle yaşayan düşünceler, en yüksek düşüncelerdir. Montaigne

Büyük başarılar kişiyi aptallaştırmadığı takdirde, kişi alçakgönüllü olur. Alain

Büyük adam büyük olduğunu; fakat büyüklüğün, küçüklük olduğunu bilir. Andre Maurois

Sahip olduklarımızı nadiren, eksiklerimizi her zaman düşünürüz. Shakespeare

Bir adamın büyük olup olmadığı, onun alçakgönüllülüğünden anlayabilirsiniz. John Ruskin

Alçakgönüllülük sözlerde değil, davranışlarda anlam bulmalıdır. Murat Ertan

Öyle hareket etki senin hareketlerinin yasası, diğerlerinin hareketlerinin yasası olsun. Kant

Aşırı tevazünün da gurur gibi, kendisine mahsus tehlikeleri vardır. Jean J. Rousseau

Yol odur ki vara, göz odur ki Hakkı göre, er odur ki alçakta dura. Yüceden bakan göz değildir. Yunus Emre

Kendini pek büyük bir şey sanmayan, aslında sandığından daha büyüktür. Wolfgang Van Goethe

Bir adamın gerçekten büyük olup olmadığını, onun alçak gönüllülüğünden anlaya bilirsin. Hatice Yılmaz

Alçakgönüllülük içinde yürüdüğüm içindir ki önümde bütün yollar açılıyor. Wolfgang Van Goethe

Hırs, bir sandalın yelkenini şişiren rüzgara benzer fazlası gemiyi batırır azı da gemiyi olduğu yerde tutar. Woltaire

Tepeyi en iyi gören geniş vadidir, en yüksek noktayı seçebilmek için engin olmalıdır. Francis Bacon

Yükselmek isteyen mütevazi olmalı, yücelik damına çıkmak için alçakgönüllülükten başka merdiven yoktur. Sadi Şirazi

Yüksek zatın yüksekliği alçaldığı, alçağın alçaklığı ise yükseldiği zaman artar. İ. Hakkı Bıçakçızade

İnsanın en büyüğü, en yüksek mevkide iken tevazu gösteren, kudret sahibi iken affeden ve kuvvetli olduğu vakit adaletle hareket edendir. Abdülmelik bin Mervan

Size yapılan en ufak yardımı sakın unutmayınız yaptığınız en büyük yardımı ise hiçbir vakit hatırlamayınız. Chilon

Sel, heybetle aktığı için baş aşağı yuvarlanıp gidiyor. Çiğ damlası ise küçücük ve aciz olduğundan, güneş onu sevgiyle yükseklere çıkarmaktadır. Sadi Şirazi