Tagged: Dini Hikayeler

Yahudinin Efendimiz (s.a.v) Diyalogu

Yahudinin Efendimiz (s.a.v) Diyalogu, Yahudinin Hz. Ali (r.a) Diyalogu, Yahudiye ibretlik Ceveplar

Yahudinin Efendimiz (s.a.v) Diyalogu,
Yahudinin Efendimiz (s.a.v) Diyalogu, Yahudinin Hz. Ali (r.a) Diyalogu, Yahudiye ibretlik Ceveplar

Yahudinin biri, Efendimiz(s.a.v.) hazretlerinin
huzuruna geldi. Ve
Efendimiz(s.a.v.) hazretlerine;
-“Ey Muhammed! Huzuru kalble ve şeytanın
vesveselerinden uzak bir şekilde ibadet
ediyoruz!


Ama senin ashabından kendilerine vesveselerin
geldiğini işitiyoruz!” dedi.
Bunun üzerine Efendimiz(s.a.v.)hazretleri(ya
nında bulunan) Ali(r.a.) hazretlerine;
-“Sen buna cevap ver!” buyurdu. Bunun
üzerine Hazret-i Ali(r.A.) buyurdu:
-“Ey Yahudi! İki ev var! O evlerden biri, altın,
gümüş, inci, yakut, değerli kumaşlar ile dolu….
Diğer evde, bu zikredilenlerden hiçbir şey yok.
Bomboş ve harap bir evdir.(Söyle bakayım)
hırsız bu değerli para ve eşya ile dolu eve mi
girer; yoksa boş olan eve mi?” Yahudi:
-“Tabi ki hırsızlar, değerli eşya ile dolu ve
para bulunan eve girerler”
Bunun üzerine Hazret-i Ali(r.A.)
buyurdu:
-“İşte bizim(Müslümanların) kalbleri!
1. Tevhid,
2. Marifet,
3. Takva,
4. İhlas,
5. Iyi niyet,


Ve benzeri faziletlerle doludur. Sizin kalbleriniz
ise bu güzellik ve faziletlerden bomboştur. İşte
bundan dolayı
şeytan sizin kalblerinize
yönelmez.(Şeytan sizi ne etsin?) dedi Bunun
üzerine Yahudi hemen Müslüman oldu…

İbretlik Hikaye, Dini Hikayeler

İbretlik Hikaye, Dini Hikayeler, İbret Alınıcak Konular, Dini Hikaye, İbret Alınıcak Hikayeler

İbretlik Hikaye, Dini Hikayeler
İbretlik Hikaye, Dini Hikayeler, İbret Alınıcak Konular, Dini Hikaye, İbret Alınıcak Hikayeler

HAKİKATİ İDRAK EDEBİLMEK 
Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“Allâh’ı unutan ve bu yüzden Allâh’ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. Onlar yoldan çıkan kimselerdir.” (Haşr süresi 19.ayet)

Rasûlullah (sav) buyurdular:
“Dünya akıllı insanların ganimeti, cahillerin gafletidir.” (Gazzâlî, İhyâ, IV, 373)

Şöyle bir kıssa nakledilir:

Dükkânı şehrin çıkış kapısında bulunan bir bakkal varmış. O kapıdan ne zaman bir cenâze çıksa yanında bulundurduğu testiye bir meyve çekirdeği atar ve bir ay sonra da onları sayarak:

“–Bu ay şu kadar kişi testiye düştü!” dermiş.

Ecel tokmağı bir gün onun da kapısını çalmış. Epey bir zaman geçtikten sonra, ölümünden habersiz bir dostu kendisini ziyârete gelmiş. Onu göremeyince de komşularına:

“–Burada oturan bir bakkal vardı; ona ne oldu?” diye sormuş.

Oradakiler de hep bir ağızdan şu cevabı vermişler:

“–O da testiye düştü!..”

Unutmayalım ki her canlı bir gün mutlakâ ölümü tadacaktır. Ecel denilen o testiye düşmeyecek bir insan yoktur. Fakat insanoğlu, ekseriyetle çevresindeki insanların birer birer dâr-ı bekāya göç edişlerini seyreder de, yine de gafleti sebebiyle ibret alamaz, kendini dâimâ ölümden uzak görür…

Aslında insan, ömrü boyunca sayısız kere ölümle yüz yüze gelmektedir. Nitekim yaşanan hastalıklar, beklenmeyen sürprizler, meydana gelen felâketler, hayatta her an mevcud olan, fakat insanın gaflet ve acziyeti sebebiyle çoğu kez habersiz olduğu nice hayatî tehlikeler, ölümle insan arasında çok ince bir perde olduğunun bir göstergesi değil de nedir?

Gâfil bir kimse, hayatı nefs gözlüğüyle seyrettiğinden, bir gün mutlaka karşılaşacağı ölüm, diriliş, hesap, sırat gibi zor menzilleri unutur. İlâhî nîmetler karşısında nankörlük ederek pervasızca günahlara dalar. Cehâlet, şehvet, ihtiras, kibir, gurur, cimrilik ve öfke gibi hamâkat manzaraları sergiler.

Kalbi gafletle perdelenen gönül, hakikati idrâk edemez hâle gelir. Bu sebeple büyükler, üç sıfatla muttasıf olan insanların aslâ Hak dostu olamayacaklarını bildirmişlerdir. Derin bir gafletin neticesi olarak kişide hâsıl olan bu üç vasıf; cimrilik, kibir ve ahmaklıktır. (Osman Nûri Topbaş, Genç Dergisi, Şubat-2012)

Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)

El-Ğaniyy: Kendisindekiyle ve mâlik olduğu şeyle kâmil olup müstağnî olan, hiçbir şeye muhtaç olmayan, zatında ve sıfatında başkası ile ilgisi olmayan, herkesin kendisine muhtaç olduğu, çok zengin olan demektir.

Kısa Günün Kârı

Her nakşında ayrı bir hikmetin sergilendiği bu ilâhî dershânede insana ihsan edilen nimetler, kişinin gönül dünyasına göre ya hayra götüren veya şerre sürükleyen iki uçlu bir bıçak gibidir. İnsana düşense, -Rabbi’nin kendisinden arzu ettiği şekilde- âhiret rotası üzere yaşanan bir dünya hayatıdır.

Yâ Rabbi! Biz kullarını gâfillerden eyleme. Cümlemizi, kalpleri Allâhʼın zikri ile huzur bulan, Allâh’a kulluk idrâkini gönüllerinde dâimâ canlı tutan sâlih kullarının zümresine ilhâk eyle!

Âmîn…

Lügatçe

gaflet: En önemli görevi düşünmeyip, Cenâb-ı Hakk’a itaat gibi işleri bilmeyip, başka kıymetsiz şeylerle uğraşmak. Nefsine ve heveslerine bağımlı olarak Allah’ı ve emirlerini unutmak.
hamâkat: Ahmaklık. Budalalık. Bönlük. Anlayışsızlık.