Türkiyenin En iyi Portal Sitesinde Siniz - KampuSSohbet

KampuSSohbet Blog Yemek TarifleriYemek Tarifleri

Sizlere birbirinden lezzetli bin bir cesit yemekleri sunuyoruz. Artık ne yapim derdinden sizleri kurtarıyoruz. Tüm dünya mutfaklarını sizlerin önüne döküyoruz..

KampuSSohbet Blog Yemek TarifleriYemek Tarifleri

Sizlere birbirinden lezzetli bin bir cesit yemekleri sunuyoruz. Artık ne yapim derdinden sizleri kurtarıyoruz. Tüm dünya mutfaklarını sizlerin önüne döküyoruz..

KampuSSohbet Blog Yemek TarifleriYemek Tarifleri

Sizlere birbirinden lezzetli bin bir cesit yemekleri sunuyoruz. Artık ne yapim derdinden sizleri kurtarıyoruz. Tüm dünya mutfaklarını sizlerin önüne döküyoruz..

KampuSSohbet Blog Yemek TarifleriYemek Tarifleri

Sizlere birbirinden lezzetli bin bir cesit yemekleri sunuyoruz. Artık ne yapim derdinden sizleri kurtarıyoruz. Tüm dünya mutfaklarını sizlerin önüne döküyoruz..

KampuSSohbet Blog Yemek TarifleriYemek Tarifleri

Sizlere birbirinden lezzetli bin bir cesit yemekleri sunuyoruz. Artık ne yapim derdinden sizleri kurtarıyoruz. Tüm dünya mutfaklarını sizlerin önüne döküyoruz..

 

Ya ALLah (C.C.) Varsa, Hz. Ali’nin Allah’a inanmayan Bir Komşu

Ya ALLah (C.C.) Varsa, Hz. Ali’nin Allah’a inanmayan Bir Komşu

Ya ALLah (C.C.) Varsa, Hz. Ali’nin Allah’a inanmayan Bir Komşu, Dini Hz. Ali’nin Allah’a inanmayan Bir Komşu, İbretlik Hz. Ali’nin Allah’a inanmayan Bir Komşu, Dİni Hikayeler

 

 

Ya ALLah (C.C.) Varsa, Hz. Ali’nin Allah’a inanmayan Bir Komşu

Ya ALLah (C.C.) Varsa, Hz. Ali’nin Allah’a inanmayan Bir Komşu

Hz. Ali’nin Allah’a inanmayan bir komşusu vardı. Komşusu Hz. Ali’yi Allah’a inandığı için küçümsemeye çalışırdı.
Günlerden bir gün, komşusu Hz. Ali’yi durdurdu:
-Ey Ali! Sen Allah’a ve ahiret gününe inanıyor, bu dünyada yaptıklarının ahirette hesabını vereceğini düşünüyorsun. Bu yüzden dünya hayatının zevklerini yaşayamıyorsun… Bir de bana bak, Allah’a ve ahiret gününe inanmadığım için öldükten sonra hesap vereceğimi de düşünmüyorum. O yüzden canımın her istediğini dilediğince yapabiliyorum.

 

 



 

 

 


Ne dersin sen mi mutlusun, ben mi mutluyum? Diye sordu.
Hz. Ali, inançsız komşunun sözlerine güldü.
-Komşum! Sen Allah’a ve ahiret gününe inanmıyor, öldükten sonra dirilmeyi kabul etmiyorsun. Cenneti ve cehennemi yok sayıyorsun.
Eğer senin dediğin gibi ahiret hayatı yoksa, ölen her insan toprak olup gidecekse ben de toprak olup giderim.
Fakat eğer benim inandığım gibi ahiret varsa, insanlar öldükten sonra dirilecek ve dünyadayken yaptıklarının hesabını verecekse işte o zaman sen ne yapacaksın? Cehennemin sonsuz azabına nasıl dayanacaksın? Bu durumda senin kaybın mı benim kaybım mı daha önemli olur, düşünmek gerekmez mi?

 

 



 

 


Komşusu, Hz. Ali’nin bu cevabı karşısında irkilir. Evet Hz. Ali’nin açıklaması gayet açıktır. Kendi kendine söylenir: “Dilediğimce yaşayıp dünyada mutlu olduğumu zannedebilirim, ya ahiret varsa, o zaman halim ne olur?” Diye derin düşüncelere dalar.
Sonunda inanmaktan başka çare göremez. Kelime-i Şehâdeti getirerek müslüman olur. Hayatında ahirette utanmayacağı işler yapmaya çalışır. Kendisi gibi birçok inançsızın müslüman olmasına sebep olur.

Zengin Adamın Mutlu Olma İstegi, Mutlu Olmak isteyen Zengin Adam

Zengin Adamın Mutlu Olma İstegi, Mutlu Olmak isteyen Zengin Adam

Zengin Adamın Mutlu Olma İstegi, Mutlu Olmak isteyen Zengin Adam, Dini Hikaye Mutlu Olmak isteyen Zengin Adam, En iyi Dini Hikaye Mutlu Olmak isteyen Zengin Adam

 

 

 

Zengin Adamın Mutlu Olma İstegi, Mutlu Olmak isteyen Zengin Adam

Zengin Adamın Mutlu Olma İstegi, Mutlu Olmak isteyen Zengin Adam

Çevresinde varlığı ile ün yapan mutsuz bir adam varmış. Eşiyle saray gibi bir yerde yaşarlarmış. İkisi de ne isterlerse alıyor,
Nereye isterlerse gidiyor, gönüllerince eğleniyorlarmış. Adam ve eşi zaman gelmiş, artık kendilerini mutlu edecek bir şey bulamamışlar. Dünyanın bütün nimetleri ayakları altında ama mutlu değillermiş.
Bilge ber kişiyi huzuruna çıkmışlar. Bize Mutluluğun formülünü söyler misin demişler… Bilge kişi onları dinlemiş ve şöyle demiş: “Mutsuzluktan kurtulmanın tek yolu, mutlu bir adamın gömleğini giymektir.”

 

 



 

 


Dünya zengini adam ile eşi yola koyulmuşlar… aramışlar, taramışlar; lakin mutlu birine rastlayamamışlar. Kimileri eşinden, kimileri yoksulluktan, kimileri de soğuktan yakınıyormuş. Umutları tükenmiş halde saraylarına dönmek için yola revan olmuşlar…Ki hanelerine yakın bir yerde ki metruk bir evde bir kişinin yüksek
sesle şöyle dua ettiğini duymuşlar: – “Allahım, sana şükürler olsun. Bugüne dek ne istedimse verdin. Ben mutlu olmayayım da kim mutlun olsun…”
Bunun üzerine hemen içeriye dalmışlar. İçerde diz çökmüş dua eden sırtında bir gömleği bile olmayan bir adem, yanında bir parça kuru ekmeği kemiren bir sabi (çocuk) görürler.

 

 



 

 

 


Uzun bir dünya meşakkatinden sonra görüyorum ki neredeyse Hepimiz, zengin adam ve eşi gibi mutluluk gömleğini arıyoruz. Fakat bu beyhude bir çabadır.
Asıl mutluluk, belki de çıplak bir adamın şükür duasındadır, Belki de ayaklarında ayakkabı olmadığı halde sokakta sekerek oynayan bir yetim çocuğun ayakları altındadır.