Dini Hikayeler | KapmuSSohbet Blog

Category: Dini Hikayeler

Duanın Gücü, Yaşanmış Bir Olay Duanın Gücü

Duanın Gücü, Yaşanmış Bir Olay Duanın Gücü

Duanın Gücü, Yaşanmış Bir Olay Duanın Gücü, Yaşanmış Bir Olay Duanın Gücü Hiyasi, Yaşanmış Bir Olay Duanın Gücü İbretlik Olay, İbretlik Bir Olay Duanın Gücü

 

 

Duanın Gücü, Yaşanmış Bir Olay Duanın Gücü

Duanın Gücü, Yaşanmış Bir Olay Duanın Gücü

Duanın gücünü defalarca yasamışımdır hayatımda. Bunlardan birisi 1980’li yıllarda basımdan geçti. Ailece Diyarbakır iline bağlı kaplıcaları ile meşhur Çermik de idik. Annemler sıcak sulara gitmiş,babam ağabeyim civar köylerden birine alış veriş yapmaya -et almaya- gitmişlerdi. Ben de pansiyonda odamda oturmakta idim. Bir ara hafiften kendimden geçtim. Uyku ile uyanıklık arasında bir halde iken söyle bir şey yaşadım..

 

 



 

 

 

Babamlar alışverişten dönerken trafik kazası geçirmiş, olay bize intikal ettiğinde alt üst olmuştuk. Bir anda üstüme tahmin edemiyecegim kadar ağır bir yük binmişti. İçimde tarif edilemez bir acı duyuyordum. Üzüntümün boyutu o kadar büyüktü ki acıdan yüreğimde ağrı duymaya başlamıştım. Ama yapılacak bir şey yoktu. İki gözü iki çeşme ağlayarak cenazeleri de yanımıza alarak İstanbul’a döndük.
Ben duygularım alt üst olmuş bir şekilde ağlamaya devam ediyor devamlı ağlıyordum. Cenaze yıkama, tekfin isleri bitmiş gerek babamın gerek ağabeyimin çok sevdiği Fatih Çarşamba İsmail Ağa caminin musalla taşında 2 adet sandukaya bakarak ağlamaya devam ediyordum.O an çok içten gelen duygularla, dilimi değil adeta yüreğimi konuşturarak su duayı ettiğimi hatırlıyorum..
Ey Rabbim senin gücünün ne kadar büyük olduğunu biliyorum ve senden yardim talep ediyorum. Senden bütün bu yasadıklarımı rüya yapmanı istiyorum. Senin buna gücün yeter. Rüya yap, rüya yap diye tekrarlıyor adeta tespih çeker gibi bu sözleri ağlayarak tekrar ediyordum. Bu halde iken çok derinlerden bir ses işittim.
Hafız, hafız Bismillah de kendine gel diye.
Bu ses Annemin -çok sevdiğim- ılık şefkatli sesi idi. Annem başımı okşuyor beni teskin etmeye çalışıyordu. Ablam da gülümseyerek bana bakıyor herhalde çok kötü bir rüya görmüş olmalısın diyordu. Nerdeyse gömleğimin üst tarafları ağlamaktan ıslanmıştı.
Şimdi ikinci bir şok yaşıyordum. Evet! her şey bir anda rüyaya dönüşmüştü. Ve ben hala Çermikteydim. Derin bir nefes alarak -hayatımda en içten söylediğim hamdlerden birini ederek
-Elhamdülillah-dedim. Ancak babamlar hala dönmemişti . Abim de çok deli araba kullanırdı.Yolların ne kadar düzensiz bozuk olduğu da bilinen bir gerçekti. İç alemimde tarif edilmeyecek fırtınalar kopmaktaydı. Dış dünyamda ise annemin bütün ısrarlarına rağmen konuşmayan, kulağı kirişte -babamın tok sesli -Selamun aleykum cümlesini bekleyen birisi vardı.

 

 



 

 

 

Duanın gücü ile kehanet arasında gidip geliyor, içimden Rabbim sana inanıyorum diye diye duamı tekrar ediyordum.Asırlar kadar uzun süren bir beklemeden sonra Allahu teala duamı kabul etmiş, müjdesini yollamıştı. Babam, abim -eli kolu dolu- karşımda duruyor, babam hafif terli gülümseyen yüzü ile Selamun aleykum diyordu. Evet tılsım tutmuş duam kabul olmuştu. Babama ağabeyime sarılarak onları öptüm.
Adeta tılsımı bozulur diye uzun bir zaman kimseye bu olaydan bahsetmedim. Babam buzlu ayranını içerken – ağabeyimi kast ederek- “Ağabeyin az kalsın bugün büyük bir kaza yapıyordu” diyerek alışverişten dönerken ucuz ! atlattıkları kazayı bizlere anlatıyordu.
siz siz olun dünyanın dualar üzerinde durduğunu sakın unutmayın ve ona göre yaşayın..

Eski Bir Hükümdarın Dini Hikayesi, Dini Hikaye Okuyunca Etkileneceksiniz

Eski Bir Hükümdarın Dini Hikayesi, Dini Hikaye Okuyunca Etkileneceksiniz

Eski Bir Hükümdarın Dini Hikayesi, Dini Hikaye Okuyunca Etkileneceksiniz, Eski Bir Hükümdarın Dini Hikayesi Etkileyici, Eski Bir Hükümdarın Dini Hikayesi Anlamlı

 

 

 

Eski Bir Hükümdarın Dini Hikayesi, Dini Hikaye Okuyunca Etkileneceksiniz

Eski Bir Hükümdarın Dini Hikayesi, Dini Hikaye Okuyunca Etkileneceksiniz

Eski zamanlarda büyük bir hükümdar vardı. Ülkesi çok büyük, ve devleti de çok güçlü idi. Bu hükümdar bir gün hastalandı. Hastalanmasının üzerine bütün saray halkını heber yollayıp yanına çağırarak onlara vasiyyet etti, dediki :
__ Ey benim vezirlerim,oğullarım, dostlarım, kullarım. İşte beni görün de, halimden ders ve ibret alın. Bu fani ve yalancı saltanata sakın aldanmayın. Geçici zevklere gönlünüzü kaydırarak Allah (c.c) uzaklaşmayın. Elinizde fırsat varken. fırsat elde can da ten de iken gönüllerinizi kalplerinizi Allah sevgisi ile doldurun. Allah’a layık ile kulluk edin. Salih ameller işleyin İbadetlerinizi edin. Ahiretinizi hiç bir zaman unutmayın. Zira gün gelicek her biriniz bu dünya dan mutlaka ahiret alemine göç edeceksiniz.

 

 

 



 

 

 

Öldükten sonra sizlere ancak ve ancak yaptığınız güzel amelleriniz fayda verir. Ölüm insana hiç ummadığınız ansda gelir. Ölüm öyle bir şeydir ki, o geldiğinde kişi bütün bildiklerini şaşırır. Benim sağlık ve sıhhatim yerinde iken hep kendi kendime şu şekilde söylerdim :
__ Artık bu andan itibaren kimseye haksızlık ve zulüm yapmayayım. Artık bu günden itibaren salih ve adil bir kimse olacağım. Geçmişte işlediğim günahlarım için de Allah (c.c) bağışlanmayı isteyeyim. O zaman da Allah’ın huzuruna günahlardan arınmış tertemiz bir kul olarak varayım. Evet bütün yaşamımca hep böyle derdim. Ben böyle deyip oyalanırken, ömrüm tükenip boşa gitmiş. Benim haberim bile olmadı. Artık anca anladım ki, ecelim iyice yaklaşmış. Zira bu işte bu sıralarda ölüm arslanı geldi. Beni de pençesine almak üzere . Bende derman mecal bırakmadı. takat da bırakmadı. Perperişan oldum. Caresizce dört bir yanıma bakıp duruyorum. Sakın sizler de benim durumuma düşmeyin. Sonradan çok pişmanlık duyar dövünüp durursunuz. Fakat son pişmanlık fayda vermez. Bunun için, Bir an dahi
Allah (c.c) yolundan ayrılmayın.
Hükümdar daha sonra dedi ki :
__ Öldüğüm vakit sakın beni kabre koymayın. Zira kabirden çok korkuyorum. Kabir azabından dehşet duyuyorum. Ben halkıma çok haksızlıklar ettim zulüm ettim. Halkımı çok incittim. Bu nedenle de mezara girmekten çok korkuyorum…
Etrafında toplananlar sordu :
__ Peki biz ne yapalım? Seni nereye koyalım dediler ?
__ Sarayımın odalarından birini boşaltın. Beni çok sağlam bir tabutun içine koyun.Tabutu da çok sıkı sıkı kapatın. Öyle ki içine su dahi geçmesin. Sonra da tabutumu zincirle odanın tavanına asın..
Bunları söyleyen hükümdar, kısa bir süre sonra öldü. Saray halkı, hükümdarlarının bu isteğini aynen yaptılar. Öncelikle ceviz ağacından muntazam bir tabut yaptılar. Cesedi içine koydular. Tabut u da iyice sıkıca kapatarak namazını kıldılar. Daha sonra da sarayın odalarından birini tamamen boşalttılar. Tabutu zincirle bu odanın tavanına astılar. Akşam olunca, herkes dağılıp odalarına çekilip yattılar. Fakat bir ara korkunç bir ses işitildi. Bu sesin dehşetiyle herkez odasından dışarı fırladı. Ses hala devam ediyordu. Dikkat edince bu sesin tabutun bulunduğu odadan geldiğini anladılar. Hepsi birden hemen oraya koştular. İçeri girerek tabutu indirip açtılar. Birde ne görsünler, iri bir kara yılan hükümdarın kafasını ağzına almış yutmaya çalışıyor. Hemen oracıkta yılanı öldürdüler. tabutu da yine aynı yerine asarak gitiler. Fakat aynı korkunç sesi ertesi gün gece yine duydular. Gelen sesin dehşetiyle herkez yine uyandı ayağa fırladılar. Sesin yine tabutun bulunduğu odadan geldiğini anladılar. Hemen oraya koştular. Bu seferki, gördükleri manzara korkunç tüyler ürperticiydi. Yine kara bir yılan, hükümdarın cesedini tam beline kadar yutmuştu. Hemen yılanı öldürdüler. Cesedi tekrar tabuta koyup yine aynı yerine astılar. Sonra da, hepsi odalarına dağıldılar. Üçüncü günü yine aynı korkunç ses duyuldu. Tekrar herkes endişeli korkarak hükümdarın bulunduğu odaya koştular. Hemen tabutu açmak zorunda kaldılar. Bir de baktılar ki, hükümdar ın cesedi kömür gibi kapkara olmuş. Anladılar ki, artık bundan kurtuluş olmadığını. Sabah olur olmaz meseleyi ülkelerinin ileri gelen alimlerine olduğu gibi anlattılar. Alimler de dinledikten sonra dediler ki :
__ O gördüğünüz kara yılan, hükümdarın amelleridir. Hükümdarın ölüsü nerde olursa olsun yaptığı ameller onu bulur dediler…

 

 

 



 

 

 

 

Alimlerden bu cevabı alan saray ahalisi, hemen toprakata bir mezar kazdılar ve hemen hükümdarlarını oraya gömdüler.Zira öldükten sonra kişiler nerede olursa olsun onun kötü ve çirkin amelleri kendilerini mutlaka bulur kaçış yoktur..
Değerli kardeşlerim, kişilerin yaptıkları kötü amelleri kendisini bulduğu gibi kesinlikle iyi amelleri de kendilerini bulur. Yaşarken yapılan kötü ameller, kişilere işkence ve sıkıntı verir. Yapılan iyi amelller de, huzur ve rahatlık getirir.
Yaşarken vakit geç olmadan Cenabı Hak hepimize güzel ameller yapmayı nasip etsin  AMİN….