KampuSSohbet Blog Yemek TarifleriYemek Tarifleri

Sizlere birbirinden lezzetli bin bir cesit yemekleri sunuyoruz. Artık ne yapim derdinden sizleri kurtarıyoruz. Tüm dünya mutfaklarını sizlerin önüne döküyoruz..

KampuSSohbet Blog Yemek TarifleriYemek Tarifleri

Sizlere birbirinden lezzetli bin bir cesit yemekleri sunuyoruz. Artık ne yapim derdinden sizleri kurtarıyoruz. Tüm dünya mutfaklarını sizlerin önüne döküyoruz..

KampuSSohbet Blog Yemek TarifleriYemek Tarifleri

Sizlere birbirinden lezzetli bin bir cesit yemekleri sunuyoruz. Artık ne yapim derdinden sizleri kurtarıyoruz. Tüm dünya mutfaklarını sizlerin önüne döküyoruz..

KampuSSohbet Blog Yemek TarifleriYemek Tarifleri

Sizlere birbirinden lezzetli bin bir cesit yemekleri sunuyoruz. Artık ne yapim derdinden sizleri kurtarıyoruz. Tüm dünya mutfaklarını sizlerin önüne döküyoruz..

KampuSSohbet Blog Yemek TarifleriYemek Tarifleri

Sizlere birbirinden lezzetli bin bir cesit yemekleri sunuyoruz. Artık ne yapim derdinden sizleri kurtarıyoruz. Tüm dünya mutfaklarını sizlerin önüne döküyoruz..

 

En iyi Lucius Annaeus Seneca Sözleri

En iyi Lucius Annaeus Seneca Sözleri

En iyi Lucius Annaeus Seneca Sözleri, Lucius Annaeus Seneca Sözleri, Sevilen Lucius Annaeus Seneca Sözleri, Anlamlı Lucius Annaeus Seneca Sözleri

En iyi Lucius Annaeus Seneca Sözleri
En iyi Lucius Annaeus Seneca Sözleri, Lucius Annaeus Seneca Sözleri, Sevilen Lucius Annaeus Seneca Sözleri, Anlamlı Lucius Annaeus Seneca Sözleri

Bütün sanat doğanın bir taklididir.

Acısız geçen gün yoktur.

Büyük bir servet, büyük bir köleliktir.

Biz fani yaratıklar, ne kadar çılgınız.

Bazen yaşamak bile cesaretin kendisidir.

Yaşıyorsak hala umut var demektir.

Altın ateşte, cesur insanlar felakette anlaşılır.

Adaletsizlik sonsuza kadar hükmedemez.

Sevip de kaybetmek, sevmemiş olmaktan iyidir.

Aza sahip olan değil, çok isteyen fakirdir.

Bilgeliğin temeli boş şeylerden hoşlanmamaktır.

Felsefe; yapmayı öğretir, söylemeyi değil.

Bir yaşamı eylemleri ile ölçelim, zamanı ile değil.

En kudretli insan, kendisine hakim olandır.

Çoğu zaman düzenli olan şey niteliktir, nicelik değil.

Bir bilge en kötüyü bile gülerek karşılamalıydı.

Doğduğu yerin izlerini taşımayan hiçbir şey yoktur.

Büyüklüğün zirvesine giden yol inişli çıkışlıdır.

Zihin öğrenmesi zaman olan şeyi silmekle yavaşlatır.

Hafif acılar konuşabilir ama derin acılar dilsizdir.

Açıkça gösterilen nefret, öç alma duygusunu yok eder.

Hayatı komedi sananlar, son espriyi iyi düşünsünler!

Ey hayat seni bu kadar önemli tutulman ölüm sayesindedir.

Cüce, dağa da çıksa cüce, dev, kuyuya da girse devdir.

Yara almamış bir mutluluk, hiçbir darbeye karşı koyamaz.

Para ile alınan sadakat daha fazla para ile mağlup edilir.

Deniz sakın olduğu zaman büyük dalgalar kayalara çarpmaz.

Hasta olduğun için değil, hayatta olduğun için öleceksin.

Erdeme, yanılgılarımıza savaş ilan ettiğimiz zaman erişebiliriz.

Ey hayat! Ölüme şükret, seni, onun yüzünden seviyorum.

Bilen birine öğüt vermek gereksizdir bilmeyen birine ise yetersizdir.

Gittiğiniz limanı bilmiyorsanız, hiçbir rüzgar lehinize değildir.

Bir hakareti görmezden gelmek çoğu zaman öcünü almaktan daha iyidir.

Hata insana mahsustur, ancak hata yapmakta diretmek şeytancadır.

Çok az şeye sahip olan insan değil, asıl çok şeyin özlemini çeken insan fakirdir.

Hayat bir çömleğe benzer; ancak parçalandığında boş olduğu ortaya çıkar.

Gençliğinde bilgi ağacı dikmeyen, yaşlılığında rahatlayacağı bir gölge bulamaz.

Hayatı kaybetmekten daha acı bir şey vardır, yaşamın anlamını kaybetmek.

Hayat bir öyküye benzer, önemli olan yani eserin uzun olması değil, iyi olmasıdır.

Hayat tanrının armağanıdır, fakat iyi yaşamak senin düşüncenin armağanıdır.

Hayat bir hikaye gibidir, ne kadar uzun olduğu değil ne kadar güzel olduğu önemlidir.

Bir yanı dinlemeden karar veren, doğru karar verse bile adaletsizlik etmiş sayılır.

Din, avama göre doğru kabul edilir, bilgelere göre yanlış, yönetenlere göre ise kullanışlı.

Bütün kaygılarından kurtulmak istiyorsan, korktuğun şeyin başına geldiğini düşün.

Aslında zor olduğu için cesaret edemediğimiz şeyler, biz cesaret edemediğimiz için zordur.

Bir insan hangi limana ulaşmak istediğini biliyorsa onun için her rüzgar uygundur.

Yalnızlığı çekilmez kılan birçok sebep vardır ama yalnızlık bize gerçek dostlarımızın kim olduğunu hatırlatır.

Yeryüzünde gün ışığına layık olmayan nice insanlar vardır. Ama güneş her gün yeniden doğar.

Toprak ne kadar sengin olursa olsun, ekilmedikçe mahsul vermez. Kafalar da öyle; ekilmeyen kafalar da fikir üretemez.

Nefes alıyorsan umut var demektir. Ama nokta koyulduktan sonra belki demek umut değil, çaresizliktir.

Çoğu şeyi kazanırken, bazı şeyleri kaybedersin. Hayatta öyle seçimler yapki kazandığın şeyler, kaybettiklerine değsin.

Bağladığın bağlar çok sıkı olmasın, çok bol da olmasın. Çok bol olursa kaçarım; çok sert olursa koparım.

Büyüklüğün belli bir ölçüsü yoktur. Yükselten veya alçaltan şey kıyaslamadır. Bir nehirde büyük görünen bir gemi, denizde küçüktür.

Hayat öyle lanet bir şey ki; ya yanlış zamanda doğru insanı karşına çıkarır. Ya da yanlış insanla, zamanını harcatır.

Göründüğü kadarı ile insanlar, düşüncelerini saklamak için değil, hiçbir düşünceleri olmadığını saklamak için konuşmayı öğrenmişler.

Hayatımı felsefeye borçluyum; üstelik düş kırıklıkları karşısında sağlam durmak felsefeye karşı taşıdığım sorumlulukların en küçüğü.

Geçmişi unutan şimdiyi ihmal eden gelecekten korkan insanların ömrü çok daha kısa çok daha karışıktır. Son anlarını yaşarken zavallılar çok geç farkına varırlar ki onca zamanı bir hiç uğruna didinerek geçirmişler.

Doktor kendini kaybetmiş bir hastanın huysuzluklarına kızmaz. Ateşlendiği bir sırada kendisine dil uzatmasına da sinirlenmez. İşte akıllı bir adamın da insanlara yapacağı muamele böyle olmalıdır.

Hakikat daima azınlıktadır ve azınlık daima çoğunluktan güçlüdür. Çünkü kural olarak azınlık gerçekten bir fikre sahip olanlardan oluşmuştur. Buna karşın çoğunluğun gücü aldatıcıdır, kalabalığın hiçbir görüşü olmaması anlayışına dayanır.

Arzularımız gerçekleşmediği takdirde, nelerle karşılaşabileceğimizi şöyle mantıklıca bir düşünürsek, yaşayabileceğimiz sorunların, yol açtıkları huzursuzluğa kıyasla çok daha küçük olduklarını görürüz.

Evet, öyle yap, kendin için kazan kendini. Şimdiye değin senden zorla alınan ya da çalınan ya da boşuna akıp giden zamanına sarıl, iyi kullan onu. Sarıl bütün saatlerine: bugününe el koyarsan, daha az bağlı kalacaksın yarına. Böyledir bu iş: yaşamak ertelendi mi, hızla akar geçer.

En iyi Attila İlhan Sözleri

En iyi Attila İlhan Sözleri

En iyi Attila İlhan Sözleri, Attila İlhan Sözleri, Sveilen Attila İlhan Sözleri, Anlamlı Attila İlhan Sözleri, Düşündüren Attila İlhan Sözleri

En iyi Attila İlhan Sözleri
En iyi Attila İlhan Sözleri, Attila İlhan Sözleri, Sveilen Attila İlhan Sözleri, Anlamlı Attila İlhan Sözleri, Düşündüren Attila İlhan Sözleri

Bazıları şiir sevmez çünkü yaraları yoktur, yaraladıkları vardır.

İnsan sevdiğini bırakmaz, sevmek bırakır insanı.

Döndüm arkamı sana, sen sırtımdan vurmayı seversin, yüzüm ağır gelmesin.

Sevmek insan yüreği kadardır, küçükse büyüğünü taşıyamazsın.

Ben sana mecburum bilemezsin adını mıh gibi aklımda tutuyorum büyüdükçe büyüyor gözlerin, ben sana mecburum bilemezsin, içimi seninle ısıtıyorum.

Ben çocuklar gibi sevdim!

Ne kadınlar sevdim zaten yoktular.

Aydınlık neyin oluyor senin.

İnsan sevdiğini bırakmaz, sevmek bırakır insanı.

Kırarlar diye sevmekten vazgeçilmez.

Memleket bir kurtlar sofrasına döndü mü, isyan haktır.

Yaşarken çektirdiler, şimdi doğumunu kutluyorlar.

Ben gidip başıma belâlar aramışım o kalıp Mevla’sını bulmuş.

Ben çocuklar gibi sevdim devler gibi ıstırap çektim.

Ben hiç böylesini görmemiştim, vurdun kanıma girdin kabulümsün.

Acı bir tütün gibi yakıyor genzimi senden uzak olmak.

Oysa ben akşam olmuşum yapraklarım dökülüyor usul usul adım sonbahar.

Bana ait ne varsa seni korkutuyor sana ait ne varsa hiçbiri benim değil.

Hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların sen bana kalbim kadar elim kadar yakınsın.

Gel sevgilim gel, benim dünyama gel, çok zaman var içimde yerini hazırladım.

Ölüm kadar çabuksa eğer yaşamak, hiç doğmamayı isterdim ama bir kere doğmuşum ölmek yasak.

Mutluluk uzun sürmez mutlaka gündeliktir. Ölüme yenik düşen aslında korkuya yeniktir.

Hayat zamanda iz bırakmaz, bir boşluğa düşersin bir boşluktan. Birikip yeniden sıçramak için. Elde var hüzün.

Sanat, toplumsal bir çabadır; toplumdan gelir, topluma döner. Fakat gelenle giden aynı şey değildir.

Gözlerin gözlerime değince felâketim olurdu ağlardım beni sevmiyordun bilirdim bir sevdiğin vardı duyardım.

Bir gün seni unutmak zorunda kalırsam, aşkımın küçüklüğüne değil, çaresizliğimin büyüklüğüne inan.

Bir hırsla öptüm ki ah ölürüm unutamam, ay ışığında deniz akordeon solosu, pırıl pırıl yaşadım üç dakika tastamam.

Aydınlık neyin oluyor senin, gökyüzü akraban filan mı, beni bulur bulmaz gözlerin şimşek çakıyorum yalan mı?

Ne kadar yoksul ve çıplak görünürse görünsün ağaçlar, o kadar yakındır ilkbahar özsuyu yürümüş dallara uğultuyla bakarsak.

Sana gelirken hep ellerim ceplerimde gelirdim, olur da sevdiğimin elleri üşümüştür, avuçlarımda ısıtsın diyerekten.

Kestiremedik ne yaptığımızı kim olduğumuzu sanki bir tesbih koptu tane tane savrulduk köy köy bucak bucak memleket memleket.

Ah nerde gençliğimiz sahilde savruluşları, başıboş dalgaların yeri göğü çınlatan tumturaklı gazeller elde var hüzün.

Batık bir gemiymiş aşk limanında, kader bu deyip de avutma beni. Ayrılık kapımızı çaldı sonunda senden son dileğim unutma beni.

İnsan olmanın bütün komplekslerini yenmiş, günü dipdiri yakalayan, hayatın anlamını çözmüş bir bilge insan; bir yol gösterici.

Benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün dağıtır gecelerim sarışınlığını uykularımı uyusan nasıl korkarsın, hiçbir dakikamı yaşayamazsın.

Beni de kırdılar ben artık küsüm, yağmurları yağmıyor ağaçlarıma sularından içmiyorum susadım ama beni de kırdılar soğuk bir ölüm.

Ağzımın tadı yoksa hasta gibiysem, boğazımda düğümleniyorsa lokmalar, buluttan nem kapıyorsam, inan hep güzel gözlerinin hasretindendir.

Kimi zaman ellerini kırar tutkusu birkaç hayat çıkarır yaşamasından hangi kapıyı çalsa kimi zaman arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu.

Gök yarıldıkça şimşeklerden soğuk aynalarda kilitliyim tırnaklarımdaki elektrikten su gibi erir iliştiklerim kıvılcımlar uçar kirpiklerimden.

Hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların bir dakika bile çıkmıyorsun aklımdan koşar gibi yürüyüşün karanlıkta bir ışık gibi aydınlık gülüşün.

İkimiz iki sap buğday olsak sen benim olsan, ben senin olsam bir gece vakti aklına gelsem uykunu tutsam bırakmasam seni kucaklasam, kucaklasam.

Çoğu zaman üç beş kişi için yazdığımızı sanırız onlar bizi okumazlar. Asıl seslendiklerimiz, hiçbir zaman tanımayacağımız, başka üç beş kişidir.

Aysel git başımdan ben sana göre değilim, ölümüm birden olacak seziyorum, hem kötüyüm, karanlığım biraz, çirkinim. Aysel git başımdan seni seviyorum.

Bu yollara düşecek adam mıydı çiçek yaptırmalar parfüm filan bu sefer yakasını fena kaptırdı Sevtap başını yiyecek anlaşılan boş versene, daha ölmedik ulan.

Beni koyup koyup gitme, n’olursun durduğun yerde dur, kendini martılarla bir tutma, senin kanatların yok düşersin yorulursun beni koyup koyup gitme, n’olursun.

Yağmur yağmaksa o güneş açmaksa o bir yerin üşüse onun sıcaklığı öbürü en içten çağrını işitmiyor alıp tutmaksa o basıp gitmekse o bakışları kıyısız deniz uzaklığı.

Bana bir şimşek çak çok yanlış anlaşılmaktayım, hesabım yanlış bir mahkemede görülüyor içimdeki zemberek boşandı boşanacak, yaşamak mı gerek yoksa unutmak mı şaşırmaktayım.

Hava soğuk olmalı, ağaçlar bütün duman, eğer bulabilirsen ölü bir kar getir, beyazlığı kalın bir su gibi uzayan. Bu gece yalnızım onlar gelmeyecek batan bu köhne şileb de ne işleri var.

Saatler bizim değil kitaplar bizim değil bizim değil yaşamak bizim değil hiçbir şey kendi dünyamızda yabancılar gibiyiz ya çok erken ya çok geç doğmadık mı sevgilim buna rağmen mutluluğa inanıyoruz.

Sen şimdi yanımda yepyeni bir türkü gibisin, hiç görmediğim yıldızlar, gözlerine doğmuş bir büyüklük duygusu, dağlar gibi yüreğinde ah biz mutluluğu böyle aranıp duracak mıyız?